Sünnette Bunlara Dikkat!

Tarih: 28 Haziran 2008 | Yazar: admin

Sünnette Nelere Dikkat Edilmeli?

Sünnet basit bir operasyon gibi gözükse de gerek fiziksel gerekse de psikolojik açıdan, yanlış uygulamalar, etkileri yaşam boyu sürecek sorunlara yol açabiliyor. Sema Hastanesi Çocuk Cerrahisi Uzmanı Opr. Dr. Ali Kürşat Budan bu yüzden sünnetin profesyonel ellerde ve steril bir ortamda yapılması gerektiğinin altını çiziyor.

Neden sünnet yapılmalı?

Sünnet penisin uç kısmındaki sünnet derisinin penisin baş kısmı tamamen ortaya çıkacak şeklinde kesilmesi olarak tanımlanıyor. Yapılan araştırmalar sonucu Sünnet operasyonunun birçok faydası olduğunu belirten Dr. Budan;  “Sünnet, penis kanseri riskini azaltıyor. Cinsel yolla bulaşan hastalıkların görülme sıklığını ve     eşi sünnetsiz olan kadınlarda serviks kanseri sıklığını düşürebiliyor. Yeni doğan erkek bebeklerde ise idrar yolu enfeksiyonlarının görülme sıklığını on kat azaltıyor.” dedi.

Sünneti kimin yaptığı önemli

Sünnetin uygun koşullar ve hekimler tarafından yapılmaması sonucunda bir takım komplikasyonlar da yaşanabiliyor. Çocuğun yaşadığı geçici davranışsal ve fizyolojik değişiklikler, sünnet derisinin geri dönüşümsüz kaybı, kanama, enfeksiyon, cilt köprüsü, idrar yapamama bu komplikasyonlar arasında sayılabilir. Sünneti yapan kişinin eğitim ve deneyim düzeyi aşağı indikçe, veya toplu sünnetlerde olduğu gibi, ardı ardına yapılan sünnet sayısı arttıkça komplikasyon oranı da yükselmektedir.

Doğumdan hemen sonra sünnet gerekebilir

Sünnet, ya çocuğun ne yapıldığını anlayamayacağı ve yabancıyı tanıyamayacağı kadar erken dönemde, ya da sağlıklı iletişim kurulabilecek çağa geldiğinde yapılmalı. Bazı durumlarda yaşa bakılmadan sünnet yapılması gereken durumlar olduğunu söyleyen Dr. Kürşat Budan “doğuştan böbrek ve idrar yolları anormallikleri olan tüm çocuklarda erken sünnet gerekiyor. Sünnet derisinin uç kısmı normal idrar akımına izin vermeyecek kadar dar olan çocuklarda sünnet yapılmalı. Sık sık sünnet derisinde ve penisin baş kısmında iltihaplanmalar olan çocuklar ve 5 yaşına geldikten sonra sünnet derisinin geriye itilemediği durumlarda da sünnet gerekli. Bunun yanında da halk arasında peygamber sünneti olarak bilinen doğuştan anomalisi olan çocuklar da kesinlikle sünnet edilmemelidir”dedi. Sünnet’in lokal anestezi ile yapılabileceği gibi, şartlara ve ailenin isteğine bağlı olarak genel anestezi ile de yapılabiliyor. Ailelerin çocuklarını sünnet ettirmek için çocuk cerrahlarına ya da çocuk ürologlarına başvurmalarını tavsiye ediliyor.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorumlar (0)

Etiketler:

Eyvah, çocuğum yemek yemiyor!

Tarih: 31 Mayıs 2008 | Yazar: admin

İştahsızlık, çocuğun besini almamak istememesiyle ortaya çıkan bir durumdur. Anemi, barsak parazitleri, hastalıklar çocukta iştah kaybına neden olabilir. Çocukların birçoğu yemeğe karşı iştahsızken, birçoğu da yemeyi reddeder ya da seçici davranır. Bu durum, özellikle 2 yaş civarında sık rastlanan olumsuz yeme davranışlarıdır. Çoğu durumda çocuk iyi besleniyor, ancak ailenin beklentisi doğrultusunda yemiyordur.

Çocuk ve beslenme
Çocuklarda gerek iştahsızlık, gerekse besini reddetme ya da seçici davranma gibi yeme sorunları, büyük ölçüde psikolojik nedenlerle ortaya çıkar. Çünkü beslenme, çocuk ve ailesi arasındaki duygu alışverişini belirtmenin en iyi yoludur. Çocuk tarafından yiyeceğin reddedilmesi, anne-babaya karşı kullanılan güçlü bir silahtır. Aile ve çocuk arasında yaşanan olumsuz yeme davranışının devam etmesi, duygu durum bozukluğuna kadar varan sorunlara neden olur. saatlerinde kâbuslar yaşanır, çocuk ve aile deyim yerindeyse savaşır. Genellikle de savaşı çocuklar kazanır.

Yeme sorunu olan çocuklar, hassasiyetle izlenmelidir. Ağırlık ve boy persentilleri varsa öncelikle karşılaştırılmalı ve ölçümlerini 3. persentilin altına düşmesi halinde çocuklar, büyüme-gelişme geriliği açısından incelenmelidir.

Geçici olarak bir yiyeceğe düşkünlük veya reddetme okul öncesi dönemde görülen yaygın bir sorundur. Normal gelişimin bir parçası olarak kabul edilen bu durum, çocuğun bağımsızlığının bir ifadesidir. Reddetme durumunda, ailelere çocuğu konusunda zorlamanın doğru olmadığı, bunun sorunu kötüleştireceği, ancak reddedilen besinin bir süre sonra tekrar denenmesi gerektiği belirtilir.

Beslenme davranışını değiştirmek imkânsız değil
Öncelikle çocuğun gerçek yediklerinin tespit edilmesi gerekir. Bunun için, çocuğunuzun 3 günlük ayrıntılı beslenme günlüğünü yazmaya başlamak gerekir. Süt, meyve suyu, su, kola, çay gibi içecekleri çocuğunuz ne kadar tüketiyor, bunları kaydederek tespit edin. Pek çok çocuk içmeyi, yemeğe tercih eder ve kolayca doygunluk hissi duyar. Çocuğunuzun yemekten 1 saat önce ve sırasında sıvı alımını sınırlandırın. Çocuk halen biberon ile içiyorsa, biberon bardakla değiştirilmeğe çalışılır. Böylece çocuğun sıvı alımı kendiliğinden azalır. Sütü fazla miktarda tüketen çocuklarda iştahsızlık dışında anemi ve kabızlık gibi sorunlar da görülebilir. Günde 2 su bardağı süt yeterli olacaktır.

Birçok anne-baba çocuklarının ağırlık kazancı ve besin gereksinimleri konusunda gerçekçi olmayan beklentiler içindedir. Çocuklar doğumdan 1 yaşına kadarki süre içinde 6 kg, 2. 3. ve 4. yıllarda ise ortalama 2 kg/yıl şeklinde kilo almalıdır. Bu nedenle hızlı gelişmeyi izleyen bebeklik döneminden sonra, kilo alımlarının fazla değişmeyeceğini unutmamak gerekir.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorumlar (0)

Çocuk Sahibi Bir Aile Olmaya Hazır mısınız

Tarih: 29 Mayıs 2008 | Yazar: admin

Çocuk sahibi olma kararı kimi zaman çiftleri karşı karşıya getiriyor. Anadolu Sağlık Merkezi’nden Uzman Psikolog Aslıhan Kurt, çiftlerin çocuk sahibi olma kararını birlikte alması ve bir bebeğe hazır olması konusunda fikir birliğinde olması gerektiğini belirterek merak edilenleri sizlerle paylaşıyor. Çocuk sahibi olmaya karar verme aşamasında, evlilikte uyum noktasında önemli bir faktör. Evlilikle hayat çok değişmiyor ama çocuk sahibi olunca evlilikte bir değişim olması kaçınılmaz. Anadolu Sağlık Merkezi’nden Uzman Psikolog Aslıhan Kurt değişimi güzel bir örnekle açıklıyor: “Bir çift pistte tango yaparken, sırtlarında kabarık birer sırt çantası olduğunu düşünün. Uyumlu dans etmek zorlaşacaktır. Bazı figürleri yapamayacaklar, yeni bir takım hareketler geliştirmeleri gerecek, çok akrobatik olan hareketler yerine daha dengeli hareketleri tercih edecekler, kısacası bu yeni duruma göre danslarında uyumu sağlayacak bazı değişiklikler yapmaları gerecektir. Bu değişikliklerden sonra dansları eski dansları gibi olmayacaktır, ama yeni bir tarzda yine uyumlu olacaktır. Çocuk yapma kararı verildikten sonra artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır. Bu açıdan çiftlerin birbirini tanıyor olmasından çok, birbirlerinde meydana gelecek değişikleri algılamaya ne kadar niyetli ve becerikli oldukları, uyum için daha önemli olacaktır.”

Ortak karar alınmalı

Çocuk sahibi olma kararının alınmasında dikkat edilmesi gereken altın standartlar diye bir şey yok. Şu şu şartlar karşılandığında çocuk yapmak için en doğru zamandır diye bir şey söylemek de mümkün değil. Yine de sağlıklı bir karar için ne gerekiyorsa, çocuk yapma kararı için de aynı şeyler söylenebilir. Psikolog Aslıhan Kurt konuyla ilgili şunları söylüyor: “Bunlardan ilki, çocuk sahibi olmak çiftin hayatında önemli değişikler meydana getirecektir. Çiftin, hayatlarının iş, kariyer, ekonomik yapı, sosyal ilişkiler, iş bölüşümü vs. alanlarında meydana gelecek bu değişikliklerin farkında olmaları ve bunlarla ilgili gerçekçi bir değerlendirme yapmaları, kararlarının doğruluğunu etkileyecektir. İkincisi, bu kararın iki kişinin ortak kararı olmasıdır. Çiftlerin çocuk yapmak ile ilgili kişisel nedenleri aynı olmayacaktır. Ancak karar iki kişinin kararı olmalıdır. İkincisi, kişiler birbirlerinin çocuk yapma kararıyla ilgili nedenlerini bilmeli, birbirlerine bildirmelidirler. Üçüncüsü, çocuk yapmak istemenin gerçek nedeni, sadece bir çocuğa sahip olmak istemek olmalıdır. Bazı durumlarda çocuk yapma kararının altında, çocuğun yolunda gitmeyen ilişkiyi düzelteceği, ilişkiye bir değişiklik getireceği, ilişkiye heyecan katacağı gibi gerçekçi olmayan beklentilerin bulunduğu görülür. Bu durumda, çiftin bu gerçek nedenlerin farkında olması, bunları iyice değerlendirmesi ve mümkünse bu konularla ilgili çözüm yolları aramaları daha faydalı olacaktır. Bu sorunları çözümledikten sonra çocuk yapma kararlarını tekrar değerlendirebilir. En azından ikincil nedenleri bilerek, ve bunlara rağmen çocuk yapma kararı aldıklarının farkında olmalarında yarar vardır. Dördüncüsü, eşlerden birinin bu kararla ilgili tereddüdü veya şüpheleri varsa, bu karar iyice konuşulup tartışılmalıdır. Eğer bir çözüme ulaşılamıyorsa, çiftin birlikte bu kararlarını bir profesyonel (psikolog, aile danışmanı, psikiyatrist vs.) ile değerlendirmesinde fayda vardır. Bütün bunlara rağmen, şunu unutmamak gerekir ki bu kararın doğruluğu ya da yanlışlığından çok, bu kararı vermede kişilerin dayandıkları kişisel nedenlerin iki kişi tarafından da farkında olunması önemlidir. Çünkü ileride çiftin yaşantısında meydana gelecek kaçınılmaz değişiklikle ne kadar etkili bir şekilde başa çıkacakları, bu farkındalıklarının derecesine bağlıdır.”

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorumlar (0)

Etiketler:

0-2 yaş arasındaki çocuklara TV izletmeyin

Tarih: 29 Mayıs 2008 | Yazar: admin

Renkli, hareketli görüntüleri, sesleriyle televizyon daha bebeklikten itibaren çocukların dikkatini çekmeye başlıyor.Dr. Ayten Aydoğan İpin ucunu kaçırırsanız, saatlerce de başına bağlıyor. Ancak Amerikan Pediatri Birliği, yapılan çalışmaları temel alarak yıllık yayınladığı önerilerde, 0-2 yaş arasındaki çocuklara televizyon izletilmemesini istiyor.İki yaş altına, izletme yerine kişilerle karşılıklı etkileşim ve sosyal ilişkilere dayalı faaliyetler öneriliyor. Çocuğun sadece pasif alıcı olduğu izleme gibi faaliyetler ise men ediliyor. Çocuklar günde kaç saat televizyon izlemeliler? Çocukların günde televizyon izleme süresi 1-2 saati geçmemeli. Ancak algılama seviyelerine uygun ve olumlu karakterlerin ağırlıkta olduğu programların seçilerek izlemesi sağlanmalı.

Televizyonun çocuk üzerindeki olumlu ve olumsuz etkileri neler?

, bilgisayar oyunlarına çocukların denetimsiz maruz kalmaları çeşitli sorunlara yol açtığı için genellikle olumsuz yanları vurgulanmaktadır. Çocukların keşfetme, öğrenme yetilerinin gelişmesi için uyaran alması gereklidir. Bu uyaranlar işitsel (müzik, konuşmalar vb), görsel (, çevre), dokunsal (temas, nesnelerin yapısı), sosyal (arkadaş vs) gibi çok çeşitli olabilir. görüntüleri, programlarda işlenenler çocuk için öğrenmesine yardımcı uyaranlar sağlayabilir. Ancak çocuğun çevresindeki uyaranları denetleme olanağımız olduğu için öğrenmesini istemediğimiz uyaranları çevrede kontrol edebiliriz. Televizyonda ise kontrölü imkansız çeşitlilikte çocuk için zararlı olabilecek bir sürü uyaran mevcuttur. Ek olarak yeterli düzeyde uyaran öğrenme için gerekli iken uyaran fazlalığı öğrenmeyi engellediği gibi başka sorunlara da yol açabilir.

Çocukların televizyonda hangi programları izlemeleri doğru?

Çocukların algılama seviyesine uygun ve olumlu karakterlerin ağırlıkta olduğu programları seçmek ve sadece bunları izlemesini sağlamak gerekir. Yaşlarına uygun şiddet ve açık cinsellik davranışlarının sergilenmediği eğitici, gelişim için yararlıda olabilecek çocuklara yönelik dizi, çizgi filmlerin seçilerek izletilmesi tavsiye edilir. Televizyonda bulmak zor oluyorsa, yada denetimleri zorsa kaset, CD şeklinde hazırlanmış çocuk programları seçilerek izletilebilir.

Çocuklar haberleri izlemeliler mi?

Haberler erişkinler için hazırlanır. Ne yazık ki Türkiye’de denetime rağmen şiddet, katliam, intihar haberleri ve görüntüleri çok sık yer alıyor. 10-12 yaş altı çocuklar bu haberlerin stres yapıcı, yanlış şeyler öğretici etkisine duyarlı iken, daha büyük yaşlarda örnek alma davranışlarına yol açabilir. Örneğin intihar olaylarının medyada yer alması sonucu gençlerde aynı yolla intiharlarda artış gözleniyor.

Çocukların klip, reklam ve dizi filmleri izlemeleri ne derece doğru?

Belli sınırlarda ve seçilmiş olan klip, dizi izlemelerinde sakınca yok. Fakat içinde şiddet, kavga, cinsellik veya ölüm olaylarının olmadığı dizi, klip sayısı az.

Ailece televizyon izlendiği zamanlarda anne-babaların dikkat etmeleri gerekenler nelerdir?

Anne-babanın vaktini geçirdiği, izlediği programlar çocuklardan farklı olmalı. Birlikte zaman geçirilmesi için birlikte kitap okuma, pişirme, oynama gibi karşılıklı etkileşimlerin olduğu diğer aktiviteleri tavsiye ediyoruz. Baba ya da anne çocuğa uygun olmadığını düşündüğü film yada dizi sırasında çocuğun vaktini geçirebileceği kitap okuma, oyun oynama, uyku saati ise yatağına gitme gibi diğer aktivitelere yönlendirmeleri sağlıklı olur.

Şiddet içerikli görüntülerin çocuk üzerindeki etkileri nelerdir?

Araştırmalar gazete, , internet, bilgisayar oyunları gibi çok çeşitli medya ürünlerinde şiddet içerikli görüntü ve haberlere maruz kalan çocuklarda saldırgan davranışlarda artma, şiddete duyarsızlaşma, uyku bozuklukları, gece kabusları, saldırganı model alma, kendisine ve yakınlarına zarar geleceği korkuları geliştiği biliniyor. Çocukların şiddet olaylarına katılmasında en önemli birinci etkili faktörün daha önce şiddete maruz kalmak, tanık olmak olduğu araştırmalarla tespit edilmiştir.

Mesude Erşan

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorumlar (0)

Web Stats