Tarih: 26 Mayıs 2008 | Yazar: admin

Hafta ismi Farsçadan geliyor. Tavla oynayanlar Farsça altıya kadar saymasını bilirler (yek, du, se, cihar, penç, şeş). Şimdi de yedi sayısını öğreniyoruz. Farsça yedi ‘heft’ dir (veya hefte). Yedi günlük ‘hafta’ ismi de buradan alınmıştır.
Halen Türkçe’de kullandığımız gün isimlerinin kökenlerinin neler olduklarını biliyor musunuz?
Cuma-Arapça-toplama, toplanma)
Cumartesi-Arapça-(ertesi - Türkçe)
Pazar-Farsça-(ba = yemek, zar = yer)
Pazartesi-Farsça-(ertesi - Türkçe)
Salı-İbrânice-(üçüncü)
Çarşamba-Farsça-(cehar şenbe = dördüncü gün)
Perşembe-Farsça-(penç şenbe = beşinci gün)
Cur-cuna isimli internet sitesi gün ve ay isimlerinin kökenlerine ilişki haberine göre üç ay adı Türkçe.. İşin daha ilginç yanı bunlardan Şubat, Nisan, Temmuz ve Eylül hemen hemen aynı telaffuzla Yahudi takviminde de yer alıyorlar. Gelin ayların isimleri ve kökenlerine bir göz atalım.
Ocak = Türkçe (Kışın evlerde ateş yakılan yer)
Şubat = Süryanice
Mart = Latince (Maritus - mitolojik isim Mars’tan)
Nisan = Süryanice
Mayıs = Latince (Tanrıça Maria’nın ayı)
Haziran = Süryanice
Temmuz = Arapça / Süryanice
Ağustos = Latince (Roma İmparatoru Augustus’un adından)
Eylül = Süryanice
Ekim = Türkçe (Toprağı ekmekten)
Kasım = Arapça (Bölen)
Aralık = Türkçe (İki zaman dilimi arası)
Comments Off
Tarih: 26 Mayıs 2008 | Yazar: admin

Kızılot’un merakla beklenen bu takımın hangisi olduğu sorusunun yanıtını Star TV ana haber bülteninde canlı yayında açıkladı. O takım ne Beşiktaş, ne Fenerbahçe’ydi. O takım bu yılın şampiyonu Galatasaray’dı.
İşte Kızılot’un yazısında dile getirdiği iddia
Meslek aşkı mı yoksa takım aşkı mı
MALİYE Bakanlığı’nda üst düzey görevde bulunan bir maliyeci, yaklaşık 10 gündür bu soruyu kendine soruyor.
Bir tarafta mesleği, diğer tarafta da tuttuğu daha ötesi çok sevdiği futbol kulübü.
Kafası karışmış durumda…
OLAY NE?
Herhalde merak ettiniz.
Kısaca özetleyelim.
Birini gönderip, tuttuğu takımın, 2008-2009 sezonu maçları için “kombine bilet” aldırıyor.
Ödediği paranın “Fatura ve dernek alındı belgesi” geldiğinde, Maliyeci dikkatle bakıyor:
1. (…) Futbol İşl. A.Ş’nin düzenlediği fatura:
Bilet bedeli: 127.12 YTL
KDV (% 18): 22.88 YTL
Toplam: 150.00 YTL
2. Dernek gelirleri alındı belgesi:
Bağış: 1.350.00 YTL
Tabii olayı hemen fark ediyor. Ödediği kombine bilet bedelinin sembolik bir kısmına fatura kesilip, KDV hesaplanmış. Büyük kısmı da sanki “bağış yapılmış” gibi gösterilmiş.
Düşünüyor, bu şekilde satılan bilet sayısı, on binin üzerinde…
BİR TAŞLA İKİ KUŞ
Maliyeci, kafasından yuvarlak bir hesap yapıyor.
1. Bilet ücreti olan 1500 YTL’nin KDV’si yerine 150 YTL’nin KDV’si hesaplanmış. Milyonlarca YTL’lik KDV kaçağı var. Kaldı ki, bu konuda 55 No.lu KDV Tebliği’nde de gerekli açıklama var.
2. Şirkete gelir yazılması gereken bilet bedeli, bağış olarak gösterildiği için, bağışın “Kurumlar Vergisi” ödenmeyecek. Burada da milyonlarca YTL’lik kaçak var.
Bunları dinlerken, dayanamayıp soruyorum;
- Peki ne olacak şimdi?
- Hem tuttuğum takım hem de halka açık bir şirket. Uyaracağım… Beş yıllık zamanaşımı var. Mutlaka ortaya çıkar. İncelemeye alınırlarsa, milyonlarca YTL’lik vergi ve ceza gelir. Olay çok ciddi…
Futbol kulüpleri aman dikkat… Kombine bilet alan binlerce kişiden, hepsinin de aynı tutarda bağış yapması inandırıcı değil. Dimyat’a pirince giderken evdeki bulgurdan olursunuz.
Comments Off
Tarih: 25 Mayıs 2008 | Yazar: admin

Sırbistan’ın başkenti Belgrad’da düzenlenen Eurovision Şarkı Yarışması’nda Türkiye’yi temsil eden Mor ve Ötesi, ‘Deli’ adlı parçasıyla 25 ülke arasında 138 puanla 7. oldu.
Yarışmayı Rusya 272′yle birinci sırada tamamlarken, Ukrayna (230) ikinci, Yunanistan (218) ise üçüncü olmayı başardı. Eurovision, gelecek yıl Rusya’da düzenlenecek. Geçen yılki yarışmada birinci olan Sırbistan’ı ‘Molitva’ adlı şarkısıyla temsil eden Marija Serifoviç, 53. Eurovision Şarkı Yarışması’nın açılışını yaptı. Türkiye’yi ‘Deli’ adlı şarkıyla temsil eden Mor ve Ötesi, 12. sırada sahne aldı. Siyah giysileriyle sahneye çıkan Mor ve Ötesi, hatasız bir biçimde şarkılarını söyledikten sonra tamamıyla dolu Belgrad Arena Spor Salonu’nda bulunan seyircilerden büyük alkış aldı. Vokalist ve solo gitarist Harun Tekin, şarkının ortalarında şarkıyı sembolize eden deli işaretiyle dikkati çekerken, basgitarist Burak Güven ve gitarist Kerem Özyeğen, sıçrama hareketleriyle heyecana neden oldu. Sırbistan, İsrail, Letonya, Estonya, Kırbıs Rum Kesimi, Moldova, Portekiz, Polonya, Ermenistan, Çek Cumhuriyeti, İspanya, Malta, İrlanda, Yunanistan, Hırvatistan, İsveç, Litvanya ve İzlanda’dan Türkiye’ye oy çıkmadı. 8 puanı Ukrayna, 10 puanı Ermenistan, 12 puanı ise Azerbaycan’a gönderen Türkiye, tek tam puanı da Azerbaycan’dan aldı. Türkiye; Azerbaycan (12), İngiltere (8), Makedonya (7), Ukrayna (4), Almanya (10), Bosna Hersek (8), Arnavutluk (10), Belçika (10), San Marino (4), Bulgaristan (5), Fransa (10), Romanya (8), Norveç (2), Macaristan (5), Hollanda (10), İsviçre (6), Finlandiya (4), Belarus (3), Gürcistan (6), Danimarka (4) ve Rusya’dan (2) aldıkları puanlarla yarışmayı 7. sırada tamamlayabildi. Yarışmanın ilginç sonuçlarından biri Almanya’nın 12 tam puanının Yunanistan’a gitmesiydi. Ayrıca Sırbistan ve Bosna Hersek de tam puanlarını birbirine gönderdi. Yarışmada komşu ülkelerin birbirini destekledikleri görüldü. Geçtiğimiz yıl Kenan Doğulu’nun seslendirdiği ‘Shake it up Shekerim’le yarışmaya katılan Türkiye, 4. sırada kendisine yer bulmuştu.
Tarih: 24 Mayıs 2008 | Yazar: admin
2007 yılında başvuran 671 bin 119 kişiden yaklaşık 110 bini hacca gidebilirken, 2008 yılı için hac başvurusunda bulunanların sayısı 772 bin 660′a ulaştı. |
Yazı boyutunu büyütmek için ![]() |
| Devlet Bakanı Said Yazıcıoğlu ise 2008 yılı haccı için genel kayıt açılmasını, müracaatların ve kura sonuçlarının 2007 yılı haccında olduğu gibi 2008 yılı haccı için de geçerli olmasının kararlaştırıldığını belirtti. Yazıcıoğlu, kontenjan yetersizliği nedeniyle meydana gelen yığılmanın nasıl önleneceği ve hacca gideceklerin sırasının kura ile belirlenmesi yerine önümüzdeki yıllarda uygulanabilecek değişik alternatif ve çözsüm önerileri üzerinde çalıştıklarını söyledi. |
Tarih: 24 Mayıs 2008 | Yazar: admin

Comments Off
Tarih: 24 Mayıs 2008 | Yazar: admin
Türk Polisine Subaru Impreza |
| Hemen her medya organında yabancı ülkelerin otoyol polislerinin kullandığı süper spor otomobilleri görüyoruz. İtalyan polisi Lamborghini Gallardo’dan yana tercih kullanırken, Alman Otoyol Polisi Porsche modelleriyle suçlu kovalıyor. Amerika’da ise Chevrolet Corvette modeli polis otomobili olarak karşımıza çıkıyor. Bu durum ülkemiz polislerinin Renault 12 Toros kullandığını düşündüğümüzde içimizi sızlatıyordu. Ancak bu durum gitgide değişiyor. Polisimizin araç parkına katılan Nissan Navara, Renault Megane II, Ford Transit Connect ve Hyundai Accent modelleriyle teknolojiyi yakaladı. Ancak hala otoyollarımız için spor otomobille donatılan polis eksiği yaşanıyordu. Geçtiğimiz günlerde “forum donanimhaber” sitesinde gezerken ilginç bir resimle karşılaştım. Foruma üye bir arkadaşın çektiği fotoğrafa göre Edirne polisi araç parkına bir Subaru Impreza’yı dahil etmiş. 2.0 litrelik Turbo motorla donatılan bu modelin otoyolda hız sınırını aşan trafik magandalarını başarıyla yakalayacağını tahmin ediyorum. Temennim diğer şehirlerimizdeki polislerin de böyle hızlı araçlara kavuşması. |
Tarih: 24 Mayıs 2008 | Yazar: admin
1980 li yıllarda japoyada doğup tüm dünyaya yayılan drift yarışları, araçların virajları arkalarını kaydırarak döndükleri bol virajlı parkurlardan oluşan alanlarda yapılan şov ve gösteri amaçlı bir aksiyondur. Drifte spor demek pek doğru olmaz, drift görsel bir şovdur ve drift yapabilmek için özel olarak modifiye edilmiş araçlara sahip olmak gerekir, özelliklede teker, jant, debriyaj ve diferansiyel sistemlerinin çok çok iti modifiye edilmesi şarttır.
Drift yarışlarında el freni, limit frenaj, debriyaj tokatlamak gibi değişik teknikler kullanılmaktadır ancak aracın modifiyesi ve kullanılan tekniklerin yanında yarışmacının sürüş tecrübeside oldukça büyük bir etkendir. Sokak aralarında dar ve virajlı yollarda yapılan drift yarışlarında sürücü faktörü çok çok önemlidir.
Henüz drift yarışları konusunda dünyada resmi ve yasal bir organizasyon sağlanmamakla birlikte yerel olarak farklı organizasyonlar düzenlenmekte ve bu organizasyonlar drift severler tarafından ilgiyle takip edilmektedir.Genelde drift denince aklımıza tokyo drift filmiyle hafızalara kazınan sokak aralarında kuralsızca ve çılgınca yapılan hırs dolu yarışlar, iddaalar, bahisler, güzel kızlar vb.. görüntüler gelmektedir. Yukarıda bahsettiğimiz organizasyonların dışında tokyo drift filminde olduğu gibi çevredekilerin ve kendilerinin hayatını tehlikeye atarak gece yarıları şehir sokaklarında bu yarışlara katılanlar maalesef çoğunluktadır. Umudumuz drift yarışlarının bir kuruluş alrında organize edilerek bir spor dalına dönüştürülmesi ve bu görsel şölenin herkes için güvenli bir şekilde yapılmasıdır.
Ülkemizde de drift yarışlarına olan ilginin her geçem gün arttığı gerçeğinden yola çıkılarak drift yarışlarının belirli kuruluşlarc belli kurallar çerçevesinde yapılmasını sağlamak, sokak aralarındaki tehlikeli yarışları minimuma indirecektir, yarışanlar ve izleyenler için bol adrenalin içeren bu güzel aksiyonun ülkemizde organize edildiğini görmek keyif verici olacaktır.