Arsiv | Mayıs, 2008

Etiketler: ,

Uzmanından makyaj önerileri

Tarih: 28 Mayıs 2008 | Yazar: admin

Gölgelendirme yaparken, elmacık kemiğinin altına biraz koyu fondöten sürdüğünüzde elmacık kemikleri belirginleşir. Burnu daha ince göstermek için de burun kenarlarına koyu renk üzerine ise açık renk kullanabilirsiniz. Yüzün hangi bölgesini inceltmek ya da yok etmek istiyorsanız, oraya koyu renk diğer bölgelere de açık renk sürmek istediğiniz sonucu elde etmenizi sağlayacaktır. Bu gölgelendirmeleri çok kesin hatlar yerine yumuşak geçişlerle uygulamak gerekir.

Özellikle renkli göz makyajlarında farın göz altlarına dökülme riski vardır. Makyaja başlamadan önce gözaltlarına biraz pudra sürüp, ı bitirdikten sonra bu pudrayı alarak göz altı bölgesinin temiz kalmasını sağlayabilirsiniz.

Dudak makyajlarında mat tonlar kullanılmalı. Kontür çizgileri çok fazla tercih edilmemeli. Tercih ediliyorsa da kullandığınız ana ruj renginde olması ve dudakta iyi dağıtılması gerekiyor.

Yazın çok yoğun rimeller pek fazla görmeyeceğiz. Rimeli uygulamadan önce boş bir tarama fırçasıyla kirpiklerinizi tarayıp daha sonra rimeli dipten uca uygularsınız daha temiz bir görüntü elde edersiniz.

Küçük gözler için göz içlerine uygulayacağınız beyaz renkli kalemle aydınlatma yapabilir, gözlerinizi daha büyük gösterebilirsiniz.

yaparken yüzünüzde renk dengelerini iyi kurmak gerekiyor. Eğer renkli bir göz ınız varsa dudaklar için uçuk renkler, renkli ve belirgin bir rujunuz varsa da hafif bir göz ı yapmak abartıdan uzak olmanıza yardımcı olacak.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorumlar (0)

Etiketler:

Göz şeklinize göre makyaj

Tarih: 28 Mayıs 2008 | Yazar: admin

Gözler yüzün en çok dikkat çeken bölgesidir. Teninize ve saçınıza uygun bir göz ı ile çok etkileyici bakışlara sahip olabilirsiniz. Bunun yanında gözlerinizdeki anlamı ön plana çıkarmak için göz şeklinize uygun yapmalısınız. Böylelikle küçük olan gözlerinizin büyük görünmesini sağlayabilir, istediğiniz etkileyici bakışları elde edebilirsiniz. Unutmayın anlamlı bakışlar doğru yapılan makyajla ortaya çıkar…

Küçük gözler
Bir koyu, bir de açık renk far seçin.
Üst göz kapağınızın tamamına açık renk farı sürün.
Koyu renk bir kalemle kirpik diplerine çizgi çekerek göz çevrenizi belirleyin. Çizgiyi dışa doğru dağıtın.
Koyu renk farı gözün dışına doğru, göz çukurunun üzerine sürün. Dışa doğru hafifçe dağıtın.
Gözün iç kenarına beyaz renk far sürün. Açık ve koyu farlar arasındaki renk farkının sınır oluşturmaması için renkleri birbirine iyice yedirin.
Kirpiklerinizi kıvırın ve iki kat rimel sürün.

Ayrık gözler
Yumuşak tonda kestane rengi bir far ile koyu renk bir diğer far seçin.
Kestane rengi farı burnunuz ile gözünüz arasındaki bölgeye uygulayın. Farın leke gibi durmasını engellemek için rengi iyice dağıtarak gölge havası verin.
Koyu renk farı göz kapağınızın hareketli kısmına sürün.
Aynı farla, gözün dış kenarını, dışarı taşarak yuvarlayın.
Koyu renk kalemle göz kapağınızın üstüne ve gözün iç kısmına çizgi çekin.
Sadece üst kirpiklerinize iki kat rimel sürün.

Düşük gözler
Birbirini tamamlayan renklerde üç far seçin. Renklerden biri açık, biri orta, biri ise koyu tonlarda olmalı. Tek ambalajda satılan üçlü göz farları uygun bir seçenek oluşturabilir.
Koyu renk farla, alt kirpiklerinizin ortasından başlayıp dışarı doğru bir çizgi çekin. Çizginin ucunu göz kenarınızın dışında hafifçe yukarı doğru kaldırın.
Aynı işlemi üst kirpikleriniz boyunca da uygulayın ve iki çizgiyi birleştirin.
Sünger uçlu bir aplikatör veya bir pamuklu çubuk yardımıyla çizgileri dağıtarak hafifleştirin.
Açık renk farı üst göz kapağınızın tamamına sürün.
Orta koyuluktaki farı göz çukuruna muz formunda uygulayın.
Yine orta koyuluktaki farla gözün dış kenarına gölge yapın.
Kirpiklerinizi kıvırın ve iki kat rimel sürün.

Yuvarlak gözler
Bir koyu, bir açık tonda iki far rengi seçin. Renkler birbirleriyle uyumlu olmalı.
Açık renk farı göz kapağınızın tamamına uygulayın.
Koyu renk farı göz kapağınızın sadece hareketli kısmına sürün. Göze daha bir form kazandırmak için renkleri uygularken gözün dışına ve yukarıya doğru çalışın.
Göz kapağınıza, kirpiklerin hemen dibinden, boylu boyunca kalem çekin. Çizgiyi göz kenarından dışarı doğru taşırın.
Kirpiklerinizi kıvırın ve iki kat rimel sürün.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorumlar (0)

Etiketler:

Cildiniz İçin Bol Bol Çimen Suyu İçin

Tarih: 28 Mayıs 2008 | Yazar: admin

Bol bol çimen suyu içtiğini ve formunu yağsız sebze yemeklerine borçlu olduğunu söyleyen Şallı, “Çimen suyu çok faydalı. Ancak bu çimenler sanıldığı gibi sokakta büyüyen çimenlerden değil. İnsanlar bilmedikleri otlardan kesinlikle uzak durmalı” dedi.

100′den fazla vitamin ve enzim içeren çimen suyu, taze çimenden sıkılıyor. 57 gramlık bardağın fiyatı 2.5 dolar… Amerikalılar son dönemde nar, havuç ya da portakal suyuna değil, “çimen suyu”na rağbet etmeye başladı. Ülkede moda haline gelen “çimen suyu”, büfelerde taze taze sıkılıyor ve 57 gramlık küçük kaplarda servis ediliyor. 2 250 gramlık sebzeden alınabilecek vitamin ve minerallere denk gelen bu içeceğin bardağı 2.5 dolardan satılıyor.
Çimen Suyu İçinde 100`den Fazla Vitamin ve Enzim Barındırır

İçinde 100`den fazla vitamin ve enzim barındıran ve özel yetiştirilmiş çimlerden elde edilen `çimen suyu`, kanı yenileme özelliğiyle dikkat çekiyor. Tadı pek de hoş olmadığı için genelde tek yudumda içilen ve ağız tadını düzeltmek için peşinden bir dilim portakal yenen bu ilginç içecek hakkında 10`dan fazla kitap yazıldı. Özel tohumları olan bu çimen , yine özel olarak yetiştiriliyor.

1 hafta içinde büyüyen çimenin besleyici unsurlarından tam olarak faydalanabilmek için mutlaka suyunun içilmesi gerekiyor; çünkü örneğin salataya karıştırarak yendiğinde herhangi bir faydası görülmüyor . Uzmanlar günde 57 gram çimen suyunun insan vücudu için yeterli olacağını; alıştıktan sonra ise bunun en fazla 114 grama kadar çıkarılabileceğini belirtiyor. YÜZDE 70 ORANINDA KLOROFİL İÇERİYOR
Çimen Suyu K, E, C, A, B, B12 , B9 , B8 , B6 , B3 , B2 ve B1 Gibi Vitaminler İçerir

K, E, C, A, B, B12 , B9 , B8 , B6 , B3 , B2 ve B1 gibi vitaminler içeren `çimen suyu`nun içindeki mineraller de bir o kadar fazla: Bakır, demir, magnezyum, potasyum, manganez, iyot, kalsiyum, fosfor, selenyum, sülfür, bakır, çinko sodyum, bor , krom, kobalt ve molibden. Çimen suyu yüzde 70 oranında klorofilden oluşuyor. Klorofil ise ışığın `ilk ürünü` olduğu için diğer bütün elementlerden daha fazla ışık enerjisi içeriyor. Tanınmış beslenme uzmanı Bernard Jensen , çimen suyunun sindirilmesinin sadece birkaç dakika aldığını ve bu süreçte çok az vücut enerjisi tüketildiğini belirtiyor. FAYDALARI SAYMAKLA BİTMİYOR
Çimen suyunun faydalarından bazıları ise şöyle:

- Kanı temizleyip kan dolaşımını düzenler
- Hemoglobin üretimini artırır
- Diş çürümelerini önler
- Ağızda 5 dakika tutulursa diş ağrılarını keser , dişetlerini temizler
- Yaraların çabuk iyileşmesini sağlar
- Toksik ve kanserojen maddeleri nötralize eder
- Karaciğeri temizler
- Kan şekerini düzenler
- Saçların aklaşmasını engeller
- Sindirim sistemini düzenler
- AIDS `in önlenmesine yardımcı olur
- Vücuttaki ilaç artıklarını temizler
- Kötü bakteri oluşumunu engeller
- Vücuttan ağır metalleri temizler
- Cildi yeniler
- Seks hormonlarını düzenler
- Tansiyonu düşürür

Not: Ebru Şallı Cildi İçin Çimen Suyu içiyor.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorumlar (0)

Doğum öncesi bakım

Tarih: 28 Mayıs 2008 | Yazar: admin

Kendiniz ve bebeğiniz için yapabileceğiniz en önemli şey, hamile olduğunuzdan kuşkulandığınız anda doğum öncesi bakıma başvurmaktır.

Birçok kadın bir doğum uzmanından ya da doğum öncesi bakım sağlayan başka bir doktordan randevu aldığında, hamile olduğunu biliyordur. Tüm semptomlar görülmektedir ve evde yaptıkları bir gebelik testi pozitif sonuç vermiştir. Hamileliğiniz bir testle doğrulanmadıysa, doktorunuzun muayenehanesinde bir test yaptırabilirsiniz.

Doktorların çoğu, bir adet gecikir gecikmez özellikle hamile kalmaya çalışıyorsanız doğum öncesi bakıma başvurulmasını önermektedir. En fazla iki adetin gecikmesini bekleyebilirsiniz.

Doktora gittiğinizde ayrıntılı bir sağlık formu doldurursunuz ve doktorunuz, soruna yol açacak ya da hamilelik sırasında özel önlemleri gerektirecek, önceden varolan bazı durumların söz konusu olup olmadığını anlamak için aile öykünüz ve genel sağlığınız hakkında birçok soru sorar.

Ne zaman gebe kaldığınızı öğrenmek önemlidir, bu nedenle doktor bebeğin ne zaman doğacağını kesin olarak belirlemek için adet düzeniniz hakkında sorular sorar. Ancak bu yalnızca bir tahmindir. Bebeklerin çoğu tam beklendikleri gün doğmazlar. Bir bebeğin tahmin edilen tarihten 2 hafta önce ile 2 hafta sonrası arasında doğması tamamen normaldir.

Tıbbi öykünüzü öğrendikten sonra, doktorunuz fiziksel bir muayene ve bir pelvis muayenesi yapar. Tipik olarak, ilk vizitten sonra genellikle hamileliğin son haftalarına kadar pelvis muayenesi bir daha yapılmaz, o zaman da doğumun yakın olup olmadığını belirlemek için yapılır. Kan ve idrar tahlilleri ilk vizitte yapılır.

Vizit genellikle doktorun sizinle hamilelik konusunda tartışması, beslenme, alma ve egzersiz konusunda öğütlerde bulunması ve vajinal kanama gibi potansiyel komplikasyonlar konusunda sizi uyarmasıyla son bulur.

İlk vizitten sonra, düzenli vizitleriniz, ağırlık ve kan basıncınızın belirlenmesiyle başlar, ayrıca tahlil için bir idrar örneği vermeniz istenir. Doktorunuz, baş ağrısı, görmede değişiklikler, karın ağrısı, mide bulantısı, kusma, bacaklarda ya da ayaklarda şişme ya da vajinal kanama gibi sorunların olup olmadığını öğrenmek ister. Doktorunuza sormak için, ay boyunca aklınıza gelen soruları not edin.

Gebeliğin 10 ila 12 haftasından sonra, vizitin heyecan verici bir parçası, bebeğinizin bir Doppler aletiyle (bir ses yükseltme aracı) teşhis edilen kalp atışını dinlemektir.

Doktorunuz bebeğin uygun bir şekilde büyüyüp büyümediğini anlamak için karnınızı muayene edecektir. Bazen, döllenmenin gerçekleştiğini düşündüğünüz zaman ile ceninin büyüklüğü arasında bir çelişki olur. Ceninin yaşı söz konusu olduğunda, doktor, ceninin düşünüldüğünden daha büyük olup olmadığını belirlemek için bir ultrason muayenesinin yapılmasını isteyebilir. Bu, doktorun bebeğin kafatasının genişliğini ölçmesi için, ceninin bir resmini kaydetmek üzere yüksek frekanslı ses dalgalarını kullanan acısız bir testtir. Ultrasonografi denilen bu testle, son adet döneminden 7 hafta sonra cenin de görülebilir.

Bedene müdahale etmeden sağlık hakkında yaşamsal bilgiler edinilmesini sağlaması açısından, ultrason testi doğum uzmanlarının pratiğinde önemli bir etki yaratmıştır. Cenin yaşını belirlemek için kullanılmasının yanı sıra, birden fazla bebek taşıyıp taşımadığınızı, bebeğin bütün kısımlarının tamam olup olmadığını, uygun bir şekilde büyüyüp büyümediğini, plasentanın konumunu ve bazı durumlarda çocuğun cinsiyetini de açık bir şekilde gösterebilir.

Bazı doktorların muayenehanelerinde küçük ultrason cihazları vardır ve anneyi bebeğin hayatta ve aktif olduğuna ikna etmek için doğum öncesi vizitler sırasında kullanırlar. Ancak genellikle bu birimler cenin hakkında çok ayrıntılı bilgi sağlayamazlar, bu nedenle ultrason incelemelerinin büyük kısmı hastanelerde ya da radyoloji merkezlerinde yapılır.

DOGUM ONCESI BAKIMIN ONEMI

Gebelik; aileye yeni bir üye katılımının beklentisi ve heyecanıyla yaşanılan çok önemli bir süreçtir. Bu süreçte verilen doğum öncesi bakımla; anne karnındaki bebek gelişiminin yakından takip edilmesi, gebelikteki risk oranlarının saptanması, gereksiz müdahalelerden kaçınılması, anne ve bebek ölümlerinin önlenmesi veya asgariye indirilmesi amaçlanmaktadır.

Gebeliğin hedeflendiği şekilde; sağlıklı bir bebek ve sağlıklı bir anneyle sonuçlanması, gebenin ve ona bakım veren sağlık ekibinin görev ve sorumluluğu kapsamındadır.

İngiltere de 1915 yılına kadar gebeler ancak doğum anında doktor veya ebe tarafından görülebiliyorlardı. Ülkemizde bunun önemi gün geçtikçe daha iyi anlaşılmakla birlikte, halen büyük bir sorun olarak önemini koruduğu dikkati çekmektedir.

Doğum öncesi bakım ebelerin ev ziyareti, gebelerin pratisyen hekimlere gitmeleri veya daha ideal şekliyle konunun uzmanlarınca gerekli lâboratuvar desteği altında kliniklerde izlenmeleri şeklinde olmalıdır.

Doğum öncesi bakım uygulamalarının prensipleri:

o Gebelik süresince beslenme ve diğer konularda gerekli eğitimin verilmesi, fiziksel ve ruhsal iyilik halinin temini ve devamını sağlamak.

o Doğumsal engel oluşumuna yol açabilecek nedenleri ortadan kaldırmak veya zamanında tanının konmasının temini ile, bebeğin canlı, sağlıklı ve gününde doğmasını sağlamak.

o Anne ve bebeğinin hayatını tehdit edebilecek veya sağlığını bozabilecek durumları tespit ve tedavi etmek.

o Anneyi sosyal, fiziksel, psikolojik ve eğitsel olarak en üst düzeye çıkarmak suretiyle doğuma, emzirmeye ve bebek bakımına hazırlamak.

o Anneye; genel vücut bakımı, beslenme, aile planlaması, gebelikte tehlike belirtileri, yeni doğanın bakımı ve ihtiyacı olabilecek diğer konularda eğitim verilmesi sağlanabilir.

Son yıllarda tıbbi ve teknolojik gelişmelere paralel olarak hamilelik bakımının zamanında ve etkin bir şekilde yapılması ile genetik hastalıkların anne karnında iken tespit edilmesi ve gereken tedbirlerin geç kalmadan önceden alınması sağlanmış, anne ve bebek ölümleri büyük bir oranda azaltılmıştır.

Gebelik ve doğuma bağlı nedenlerle dünyada her yıl 600 bin kadın başka hiçbir sağlık sorunları olmamasına rağmen yaşamını kaybetmektedir. Bu kadınların ölüm nedenleri incelendiğinde, ilk sıralarda doğum öncesi bakımla önlenebilecek kanama, iltihaplanma (enfeksiyon) ve gebelik zehirlenmelerinin olduğu görülmektedir. Bu nedenle doğum öncesi bakım; gebelik oluştuğu anda başlanmalı ve sağlıklı bir bebek dünyaya gelene kadar aksatılmadan devam edilmelidir.

Sorun olmadan ilerleyen bir gebelikte, doktor tarafından aksi söylenmediği takdirde planlı ve düzenli bir şekilde yapılması gereken doğum öncesi bakım ve kontroller; gebeliğin ilk üç ayında bir kez, 4-7 nci aylar arasında ayda bir, 8 nci ayda 15 günde bir ve 9 ncu ayda ise haftada bir kez olmak üzere yapılması gerekir. Kontrol süreleri ve bu kontrollerde yapılacak işlemler aşağıdaki çizelgede belirtilmiştir.

Doğum Öncesi Bakım Periyodu:

İlk 12 Hafta :
Şikâyetlerin ve soruların dinlenmesi,
Psikolojik ve sosyal desteğin sağlanması,
risklerin belirlenmesi,
Sağlık durumunun değerlendirilmesi,
Genel danışmanlık hizmeti ve öneriler

13-24 Hafta :
Gelişimin ve ağırlık artışının takibi,
Nabız ve Kan basıncı kontrolleri
Rahim büyümesi
Çocuk kalp sesi takibi (ÇKS)
Beslenme ile ilgili öneriler
Şeker hastalığı yönünden değerlendirme(Şeker yükleme testi)
Genetik inceleme (Üçlü Tarama Testi)
Gerekirse Amniosentez (çocuk kesesinden su alınması)

28-32 Hafta :
Rahim içindeki bebeğin gelişimi
Gebelik krizleri yönünden takip
Tetanoz aşısının yapılması
Doğuma hazırlık
Bebek bakımı ve doğum kontrolü ile ilgili eğitimin verilmesi
Kan basıncı, nabız ve solunum = Normal & Şişlik (ödem) = Yok & İdrarda albümin (protein) =Yok ise Diğer kontrollerde idrar tetkiki gerekmez

34-36 Hafta :
Bebeğin gelişiminin takibi,
Annenin kan seviyesinin değerlendirilmesi
Bebeğin pozisyonu ve rahim içi yerleşimi
Doğum yapılacak merkezin belirlenmesi
Doğum belirtileri ve doğum yardımı
Meme muayenesi ve emzirme eğitimi
Doğum sonu aile planlaması eğitimi

37-38-39-40 Hafta :
Bebeğin geliş pozisyonunun tespiti
Doğum eylemi
Vücudun genel inceleme bulguları
Genel danışmanlık hizmetinin verilmesi

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorumlar (0)

Etiketler: ,

Kilonuzu koruyun

Tarih: 28 Mayıs 2008 | Yazar: admin

Soğuk ve erken kararan havalarda organizma daha çok enerjiye gereksinim duyuyor. İştahı açılan kişi de yazın verdiği kiloları tekrar almaktan korkuyor. Kışın havaların soğuk olması ve erken kararması yaz aylarındaki aktif yaşantının da azalmasına yol açıyor. Bu mevsimlerde insanlar düzenli besleniyor, yürüyüş, yüzme gibi sporlar yaparak vücutlarını çalıştırıyorlar. Kış aylarında ise ısının düşmesine bağlı olarak vücut daha fazla kaloriye gereksinim duyuyor. Örneğin ısı 5 santigrat derece düştüğünde enerji gereksinimi yüzde 10 artıyor. Fazla sorunu da bu gereksinimin karbonhidratlı ve şekerli yiyeceklerle karşılanmasıyla ortaya çıkıyor” diyor. Düzenli beslenmek şart korumanın altın kuralını düzenli beslenmek! Günde 3 ana, 3 ara öğün şeklinde beslenin. Ancak günlük kalori miktarınız 2 bin kaloriyi geçmesin. Öğlen yiyeceğiniz chesburger, patates kızartması ve koladan oluşan bir mönü ortalama 700 kalori ve yüzde 45 yağ içeriyor. Bu mönü ; A, C vitaminleri ve kalsiyum bakımından yetersizdir. Bunun yerine bir tane tavuklu sandviç, bir su bardağı ayran ve 1 meyve yiyerek hem kalori miktarınız 400-450 civarında olur, hem de sağlıklı bir yemek yemiş olursunuz. Ayrıca yemeklerin suyunu yemeyerek yağdan da kaçınabilirsiniz Pilav, makarna veya ekmekten sadece birini yemeğin yanında yeme şansınız her zaman vardır. Gelelim akşam yemeklerine… Yatmadan en az 2 saat önce ve hafif besinlerle karnınızı doyurun. Bu öğünde seçeceğiniz yemeği öğlen yemeğine göre ayarlayın. Örneğin, öğlen sebze yediyseniz akşam et yiyerek öğünlerin birbirini tamamlamasını sağlayın. Ara öğünler için e en uygun yiyecek meyvedir. Ancak meyve bulamadığınızda 2-3 tane grissini yiyebilirsiniz. Kilonuzu korumada püf noktaları Arkadaş toplantısında, televizyon karşısında atıştırmaktan kaçının. Muhakkak bir şey yemek istiyorsanız bir salatalık veya havuç yiyin. Diyet sırasında olduğu gibi sonrasında da bolca su içmeyi unutmayın. Ara öğünleri kesinlikle atlamayın. Yemeğe davetliyseniz önceden evde bir şeyler yiyin. Çünkü sohbetli yemeklerde kontrollü olmak çok zordur. Eğer akşam yemeğe davetliyseniz öğlen mönünüzü az kalorili seçin. Fırsat buldukça yürüyün

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorumlar (0)

Etiketler:

Gelinlik Seçerken Nelere Dikkat Edilmeli?

Tarih: 28 Mayıs 2008 | Yazar: admin

modelinizi seçerken fiziğiniz, karakteriniz, düğün mekanı dikkate alınarak uygun tarzı belirlemelisiniz.
kalp modeli belirlerken damat adayı ile yan yana durduğunuzdaki fiziki görünüm uyumu dikkate almalısınız.
kalp tarzınızı belirleken mevsimi de göz önüne alabilirsiniz. Bahar gelinlikleri; cıvıl cıvıl çiçekli, ince kumaşlar, uçuş uçuş tüller, hafif renkli süslemelerden oluşabilir. Yaz gelinlikleri; ince tüllü kumaşlardan, çiçek aksesuarılı, straplez dekolte gelinlikler tercih edebilir. Sonbahar gelinlikleri daha romatik soft bir hava vermeli, dantel ve krem rengi ağırlıklı olabilir. Kış gelinlikleri; kumaş tercihleri saten, tafta, ziberlin, birazdaha ışıltılı ve pırıltılı tercih edebilir.
kalp alırken mümkünse katalogdan model seçerek değil üzerinizde deneyip beğenerek karar vermenizde fayda vardır. Yakın çevreden etkilenmek yerine uzman kişiden fikir almak daha doğru tercih yapmanızı sağlar.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorumlar (0)

SÜPER LOTO’DA ŞANSLI RAKAMLAR

Tarih: 28 Mayıs 2008 | Yazar: admin

Son 11 haftadır devrediyor. Süper Loto’da ikramiye 15 trilyona dayandı. Peki en çok hangi rakamlara çıkıyor?

Son 11 haftadır devreden Süper Loto’da, yarın akşam verilecek büyük ikramiyenin 15 milyon YTL’ye ulaşması bekleniyor. Süper Loto’yu bulma olasılığı ise 26 milyonda 1..

Sabah’tan Nurdeniz Erken’in haberine göre “Perşembe Lotosu” olarak da bilinen ve 54′e kadar rakamlar arasından 6 tanesini tutturma esasına dayanan oyunun ilk çekilişi 25 Ekim 2007 tarihinde yapılmştı. Henüz bir yaşını doldurmayan şans oyununda kolon fiyatı 1 YTL, kupon fiyatı ise 6 YTL…

EN ÇOK VE EN AZ ÇIKAN RAKAMLAR

30 ve 35: 7′şer kez.

12, 31 ve 37: 6′şar kez.

4, 6, 25, 34 ve 38: Sadece 1′er kez

İKİ BÜYÜK İKRAMİYEDE 12 VE 16 ORTAK RAKAMDI

Süper Loto, bir kişinin tek başına kazandığı en büyük ikramiyeyi 10 Ocak günü verdi. 8′inci devir haftasında bir kişinin yüzünü güldüren şanslı sayılar 8,12,13,16,26 ve 42′ydi. Bu kupon, sahibine tam 3.3 milyon YTL kazandırdı. Şimdiye dek en büyük ikramiyeyi ise 7 Mart çekilişi sonrası iki Ankaralı paylaştı. 4.6 milyon YTL’lik ikramiyenin isabet ettiği kolondaki rakamlar 2,12,16,18,32 ve 43 idi. Her iki kuponda da 12 ve 16 ortak rakamlar oldu.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorumlar (0)

Griechin - Grcka 2008 Eurovision Kalomira:”Secret Combination”

Tarih: 27 Mayıs 2008 | Yazar: admin

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorumlar (0)

Kan uykusu. Türkiyenin gerçekleri

Tarih: 27 Mayıs 2008 | Yazar: admin

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorumlar (0)

Etiketler: ,

Uzun Yaşamanın Sırrı!

Tarih: 27 Mayıs 2008 | Yazar: admin

Uykunuzu alın. Vücudunuzun kendini yenilemesi için yeterli zamanı tanıyın.

Sigarayı bırakın. Cildinizi ve saçınızı cansızlaştırır, özellikle ağız çevresinde erken kırışıklıklara yol açar.

Alkolü azaltın. Birçok sağlık probleminin kaynağı. Güzelliğinizi de tehdit ediyor.

Düzenli egzersiz yapın. Cildiniz sağlıklı olur, duruşunuz düzelir ve vücudunuz şekle girer.

Güneşten korunun. Ultraviyole ışınlar, cildin en büyük düşmanları arasında.

Stresle başa çıkmanın etkili yollarını bulun. Yüzünüze ve duruşunuza yansımasına izin vermeyin.

Diş bakımına özen gösterin. Diş doktorunuza belli aralıklarla gitmeyi ihmal etmeyin.

Sağlıklı ve dengeli beslenin. Antioksidanlar, vitaminler ve minerallerle dolu taze sebze ve meyvelere ağırlık verin.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorumlar (0)

Web Stats