Arsiv | Mayıs, 2008

Turkiye - Istanbul - Ayasofya Muzesi Video (görüntüler)

Tarih: 30 Mayıs 2008 | Yazar: admin

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Comments Off

1453- İSTANBUL’UN FETHİ İLE İLGİLİ SÜPER BİR VİDEO

Tarih: 30 Mayıs 2008 | Yazar: admin

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorumlar (0)

ISTANBULUN FETHI 1951 YAPIMI SINEMA FILMI

Tarih: 30 Mayıs 2008 | Yazar: admin

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorumlar (0)

Babacan, Brüksel’de bir cümle etti Türkiye’de yer yerinden oynadı.

Tarih: 30 Mayıs 2008 | Yazar: admin

BU CÜMLE KIYAMET KOPARTTI
Babacan, Brüksel’de bir cümle etti Türkiye’de yer yerinden oynadı. Bu söz niye kıyamet koparttı. İşte tepkiler ve o söz;

GüncelHaber

Sanırız Dışişleri Bakanı Ali Babacan da bu kadar büyük bir tepki beklemiyordu. Brüksel’de ettiği bir cümle Türkiye’de kıyamet koparttı. Hem köşe yazarları hem muhalefet bu cümleyi tartışma konusu yaptı.

Peki kıyamet koparan söz
neydi derseniz;
Babacan’ın olay olar o sözü şöyleydi; ”Türkiye’de sadece gayrimüslim azınlıklar değil, Müslüman çoğunluk da dini özgürlüklerle ilgili sorunlar yaşıyor

ŞERİAT DEVLETİ İSTİYOR

Ankara’da muhalefet bu cümleyi diline doladı. CHP Grup Başkanvekili Kemal Kılıçdaroğlu, Türkiye Cumhuriyeti tarihinde ilk kez bir Dışişleri Bakanı’nın, Türkiye’yi Batılılara şikayet ettiğini önü sürdü.

Kılıçdaroğlu, “Sayın Babacan, bu söylemiyle açıkça Türkiye’de şeriat devleti kurmak istediklerini ama bunun önünde engeller olduğunu söylemek istiyor” dedi.

GENELLEME YAPMAK DOĞRU DEĞİL

TBMM Başkanı Köksal Toptan ise, 70-75 milyonluk Türkiye’de zaman zaman çok münferit olaylardan hareketle bir genelleme yapmanın yanlış olacağını belirtti.

Toptan, “Bizim insanımızın kendi arasında inancını yaşaması konusunda böyle bir ciddi sorun olmamıştır” dedi.

BU TÜRKİYE’YE İFTİRA

Medya da bu söz nedeniyle Babacan’ı hedef tahtasına koydu. Hürriyet’in hem başyazarı hem tepe yöneticisi aynı konuyu yazdı. Oktay Ekşi,bu söz üzerine Bu muhteremlerin “demokrasiye” bağlılıkları ne kadar ise, “laikliğe” bağlılıkları da ondan ne bir nebze fazla ne de bir nebze eksiktir” diye yazdı..

Hürriyet’in tepe yöneticisi Ertuğrul Özkök de aynı cümleye takılmıştı. Köşesine buna ayırmış “Böyle iftira görülmedi.” deyip, Dışişleri koltuğunun münhal yani “boş” olduğunu öne sürüyor.

Bu sözün AK Parti’yi kurtarma propagandası olduğunu savunun Özkök, “Öyleyse, partinizi kurtaracaksınız diye, ülkenizi bu kadar harcamanız hangi insaf ölçüsüne sığıyor?” diyor…

BU BİR “İHANET”

Fatih Altaylı ise eleştiri sınırlarını aşıp, Babacan’ı ihanet etmekle itham etti. “Babacan’ın yaptığı ihanettir” başlığını atan Altaylı, “Türkiye’de hangi ibadetinizi yapmak istediniz de yaptırmadılar?” diye sordu.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorumlar (0)

Aile Boyu Diyeti

Tarih: 29 Mayıs 2008 | Yazar: admin

Kahvaltı seçenekleri

Haftanın altı günü ayrı alternatiften dilediğinizi seçin. Bütün kahvaltıların toplam kalori oranı sadece 250. Yedinci güne ne oldu dediğinizi duyar gibiyim. Pazar günü ( tabii ki çok aşırıya kaçmadan ) istediğiniz gibi bir kahvaltı sofrası hazırlayın ve pazar sabahın keyfini çıkarın.

Corn flakes, meyve suyu ve yoğurt: Bir ufak kaseye corn flakes ile sütü karıştırın. Bir su bardağı şekersiz portakal suyu ve en küçük boy yoğurt ile kahvaltıyı tamamlayın.

Haşlanmış yumurta ve tost : Bir adet haşlanmış yumurta, yağsız beyazpeynirli tost ve şekersiz bir fincan çay.

Domatesin tadı : 1,2 dilim kepek ekmeği2 dilim domates, 1 parça beyazpeynir ve bir su bardağıdomates suyu.

Sosisli kahvaltı : Bir büyük boy sosisi ızgarada pişirin. Yanına dana jambon ve kaşarpeynirinden oluşan yağsız bir tost hazırlayın. Şekersiz bir bardak çayı ihmal etmeyin.

Yoğurdun lezzeti : Bir küçük kap yoğurt, bir adet muz ve bir dilim tost ile birlikte bir fincan şekersiz kahve.

Meyve salatası : Bşer adet kivi, bir adet muz, bir elma ve iki dilim karpuzu diyet yoğurt ile karıştırın. Şekersiz bir fincan çayı unutmayın.

Zevkli akşam yemekleri

Diyeti bie keyif haline getirebilmek için önce onu bir işkence haline getirmek için önce onu bir işkence olmaktan çıkarın. Günün en keyifli öğünü olan akşam yemeklerini hep birlikte zevk haline getirin. Haftanın belirli akşamlarını sebze ve meyve kürü olarak seçin. Kendinize ve ailenize hiçbir sınır koymadan dilediğiniz kadar meyve, sebze yiyin. Ancak, kabuklu olan meyvelerin kabuklarını soymadan… kütür kütür bir elmayı ısıra ısıra yemenin keyfini sürün. biliyoruz sebze özellikle erkekler tarafından tercih edilmiyor. o halde bir günü de balığa ayırmaya ne dersiniz? tabii ki ızgara olmak koşuluyla! zaten balığı parçalamadan yemek çok daha makbul! leziz bir palamut balığını ızgarada yapıp bütün aile birlikte yemek hiç de fena olmaz.

Akşam Yemekleri İçin Alternatifler
Keyifli akşam yemekleri için size üç tane önerimiz var. Bir deneyin bakalım hoşunuza gidecek mi?

Kremalı domates soslu makarna ve yoğurt:
bir porsiyon kremalı domates sosunu 125 gram pişirilmiş spagetti ile karıştırın. üzerine Parmesan peyniri dökün ve mevsim sebzeleriyle servis edin. Yemeğin yanına bir küçük kap yoğurt da alabilirsiniz.

Fesleğen soslu makarna: 200 gram fiyonk ya da burgu makarnanın üstüne fesleğen ilave edin. Üzerine Parmesan peyniri dökün. makarnanın yanına sebze katarak servis edin.

Mantarlı Kereviz: dört adet orta boy kerevizin içini oyun. 250 gram mantar, sivri biber, domates, maydonoz ve dereotunu doğrayı karıştırın. üzeirne sıvı yağ ve bir tatlı kaşığı şeker ekleyerek karıştırın. kerevizlerin içine bu karışımdan koyarak az suyla karıştırın.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorumlar (0)

Burca Göre Diyet!

Tarih: 29 Mayıs 2008 | Yazar: admin

İnsanların davranışlarında etkin olduğuna inanılan burçlar, yemek yeme alışkanlıklarında da belirleyici olabiliyor. Bu yüzden diyet yaparken burcunuzun özelliklerine uygun davranmak en akıllıca olanı diye düşünenlerdenseniz, okumadan geçmeyin…

Koç (21 Mart - 20 Nisan) : Abur cubur yemeye son derece meraklısınız. Bu nedenle sizin için tehlike çanları çalıyor. Tuz ve alkolden uzak durarak bunun yerine bol bol su için. Domates, patates, soğan, kuru fasulye, mercimek, karnıbahar, marul, yeşil salata, ıspanak, turp, pirinç, zeytin, elma, balkabağı, ceviz gibi besinler haftalık beslenmenize mutlaka eklenmesi gerekli yiyeceklerdir. Sizin için gerekli olan tatlılar! Kayısı gibi fazla şeker içermeyen tatlılar olmalıdır.

Boğa (21 Nisan - 21 Mayıs) : Yemek için yaşayanlardansınız. Fakat unutmayın ileride bu kilolar başınıza bela olur. Karbonhidratlardan kaçının. Aksi takdirde tombul bir kişi olursunuz. Sindirim güçlüğü çekebilirsiniz. Düşük nişasta, yağ ve şeker içeren bir diyet, beslenme hayatınızın gerekli bir parçası olmalıdır. Doğal iyot içeren besinler, balık ve deniz mahsulleri, yumurta, karaciğer, böbrek, buğday, ıspanak, pancar, taze meyve ve yeşil salata besin listenizde daima yer almalıdır. Ayrıca su içmek de hayatınızın vazgeçilmez bir parçası olmalı.

İkizler (22 Mayıs - 21 Haziran) : Yemek yerken o kadar acele hareket ediyorsunuz ki artık bu durum sizin sağlığınızı etkiler hale gelmiş. Yemekleri çok çiğnemeden yutmayın. Az ama sık yemeyi prensip haline getirin. İkizler kemiklerinin sağlıklı olmasını istiyorsa sağlıklı beslenmelidir. İkizler de kan pıhtılaşması çok sık görülür. Balık, tereyağı ve köy peyniri, havuç, portakal, greyfurt, şeftali, erik, üzüm suyu, kuru üzüm ve badem beslenme listenizde vazgeçilmez besinler olmalıdır. Sakinleşmeniz ve huzurlu olmanız için de şifalı bitkiler ve kafeinsiz çaylar tam size göre.

Yengeç (22 Haziran - 23 Temmuz) : Duygusal olmanız sizin beslenme alışkanlıklarınızı da etkiliyor. Üzüldükçe böreklere, keklere, dondurma ve şekerlemelere sarılıyorsunuz. Halbuki yengeçler, nişastalı yiyeceklerden, şeker, tuz ve baharatlardan uzak durmalıdır. Çünkü mideleri çok hassastır. Vücudunuz kalsiyuma fazlaca ihtiyaç duyar. Düşük yağ içeren süt, peynir ve yoğurt, kıvırcık lahana, domates, salata ve marul, bol miktarda taze sebze ve yağsız protein, sizin cilt ve mide sağlığınız açısından iyi olup, kilonuzu daha rahat kontrol altına almanızı sağlar. İncelmek için öncelikle kendinizle hesaplaşmalısınız.

Aslan (24 Temmuz - 23 Ağustos) : Yemek sizin için adeta bir zevk haline gelmiş. Güzel lokantalar, nefis yemekler her zaman hayalinizi süslüyor. Vücudunuza önem verdiğiniz için diyet yapmakta son derece başarılısınız. İradeniz harika! Kan dolaşımınızın düzenli olması için; sığır, kuzu ve kümes hayvanları eti, karaciğer, çiğ yumurta sarısı, kereviz, elma, incir, şeftali, limon ve badem sizin için idealdir. Porsiyonlarınızı yüzde 50 azaltmanız önerilir.

Başak (24 Ağustos - 23 Eylül) : şekerleme deyince siz akla geliyorsunuz. Özellikle de çikolata hayatınızın vazgeçilmezleri arasında yer alır. Ancak bu yiyeceklerden uzak durmalısınız çünkü kalbinizde problem yaratabilir. Tuz, buğday, çavdar, yağsız sığır ve kuzu eti, peynir, zeytin, portakal, limon, kavun, elma, armut sizin ideal yiyeceklerinizdir. Kavun, elma, armut kısmen cildinizi temizlemek ve saçlarınıza bakım sağlamak için yardımcı olur. Elma ise kurtarıcınızdır.

Terazi (24 Eylül - 22 Ekim) : Terazi böbrekleri, sırtın alt kısmını, temsil eder. Bezelye, mısır, havuç, ıspanak, buğday, yulaf unu, elma, çilek, badem ve kuru üzüm hep elinizin altında olmalıdır. Böbrekleriniz için çok fazla asitli içeceklerden uzak durmalısınız. İncecik ve zarif bir beden için; ince dilimler faydalı olacaktır.

Akrep (23 Ekim - 22 Kasım) : Burcunuz üretim organlarını temsil eder. Solunum yolları problemleri yaşayabilirsiniz. Tahıllardan yapılmış ekmekler, balık ve deniz ürünleri, yeşil salata, soğan, kırmızı turp, taze meyve ve sebzeler içeren bir diyet tam size göredir. Doğru beslenme gerginliğinizi alıp götürür.

Yay (23 Kasım - 20 Aralık) : Burcunuz kalçalar, bacak üstleri ve karaciğeri temsil eder. Doğal beslenmek için kabuklu meyveler ve sebzeleri tercih edin. Bolca çiğ sebze, yeşil biber, patates, incir, kuru erik, çilek, elma, armut, ve taneli tahılları yemeniz önerilir.

Oğlak (21 Aralık - 18 Ocak) : Çalışkan bir yapınız var ve çalışırken de farkında olmadam öğün atlıyorsunuz. Oysa bu sizin için çok zararlı. Vücudunuzun vitamin ve minerallerden oluşan geniş bir besin karışımına ihtiyacı var. Burcunuz , dizleri, dişleri, kulakları ve deriyi temsil eder. Lahana, kereviz, yağsız etler, limon, portakal, inek sütü, her türlü peynir, balık, yumurta sarısı, buğday ve incirle aranızın çok iyi olması gerekir. Kayısı, badem yiyerek kuru ve alerjik eğilimli cildinizi canlandırın. Cildinizi sigara ve sigara dumanından uzak tutarak korumaya çalışın.

Kova (19 Ocak - 20 şubat) : Vücudunuzun sürekli C vitaminine ihtiyacı var. Yemek tarzınız yenilikçi. Bu nedenle değişik lezzetler tatmayı seviyorsunuz. Burcunuz el ve ayak bilekleriyle baldırları ve dokuları temsil eder. Vücudunuz sofra tuzuna çok ihtiyaç duyar. Bu ihtiyacı sofra tuzundan değil, bu maddeyi barındıran besinlerden almanız en mantıklısıdır. Çok fazla tuz aldığınızda zayıf bir kan dolaşımına, gereğinden fazla şişkin bir vücuda ve karaciğer rahatsızlıklarına açıksınız demektir. Deniz ürünleri, brokoli, havuç, turp, balkabağı, ıspanak, elma, şeftali, limon, portakal, greyfurt, nar ve ananas sizin için doğal tuz bakımından ideal besinlerdir.

Balık (20 şubat - 21 Mart) : Katı ve sıkıcı diyetler size göre değil. Yüksek proteinli, düşük yağ ve şeker içeren diyet uyguladığınız zaman kendinizi çok daha iyi hissedersiniz. Burcunuz ayaklar ile duyma, işitme, dokunma ve tatmayı temsil eder. Demir vücudunuzun başlıca ihtiyacıdır. Demir eksikliği, anemi ve düşük tansiyona sebep olur. Diyetlerinizde zengin demir içeren karaciğer, yağsız sığır eti, kuzu eti, yumurta sarısı, beyin, midye, ıspanak, soğan, arpa, marul, buğday ekmeği, kuru fasulye, elma, üzüm, limon, portakal, şeftali, hurma, kuru erik ve üzüm yer almalıdır. Maydanoz da bu listeye eklenebilir.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorumlar (0)

Hamilelikte seks

Tarih: 29 Mayıs 2008 | Yazar: admin

Hamilelikte seks Hamilelik sırasında seks isteğinin çiftten çifte değişmekle beraber, genellikle birinci üç ayda azaldığı, ikinci üç ayda arttığı, üçüncü üç ayda yine düşüş gösterdiği belirtiliyor. Bedensel değişiklikler, istek ve cinsel zevkinizi etkiler. Eğer olumsuz etmenleri bilirseniz ve onlarla birlikte yaşamayı öğrenirseniz cinsel hayatınıza karışmalarını en aza indirebilirsiniz.
Doğum yaklaştıkça, isteğin iyice azalmasının nedenleri şöyle sıralanıyor: Birincisi, karın hacminin artışı hareket etmeyi zorlaştırıyor. İkincisi, ilerlemiş hamileliğin ağrı ve rahatsızlığı sıcak bir ilerlemeyi engelliyor. Üçüncüsü ise son dönemlerde kadının, bebek ve doğum dışında herhangi bir şeye yoğunlaşması zor oluyor.

Bedensel değişiklik

Her şeyden önce, bedensel değişiklikler, istek ve cinsel zevkinizi etkiler. Eğer olumsuz etmenleri bilirseniz ve onlarla birlikte yaşamayı öğrenirseniz cinsel hayatınıza karışmalarını en aza indirebilirsiniz. Bu olumsuz etkiler şöyle özetlenebilir:

Bulantı ve kusma: Eğer bulantı ve kusmalarınız gece gündüz devam ediyorsa, bunların geçmesini beklemelisiniz (sıklıkla ilk üç ayın sonunda kaybolur). Eğer sizi yalnızca belli saatlerde, genelde sabah, rahatsız ediyorsa gevşemeye çalışın ve yemek saatlerinizi ona göre ayarlayın. Kendinizi berbat hissediyorsanız ısrarla çekici görünmeye çalışmayın; çünkü sabah rahatsızlığınız duygusal gerginliğinizle artabilir.

Yorgunluk: Dördüncü aya kadar geçecektir. Geçinceye kadar, kendinizi gece geç vakitlere kadar romantik olmaya zorlamak yerine; eğer uygunsanız eşinizle gündüz kendinizi daha dinç hissettiğinizde birlikte olun.

Görüntünüzün değişmesi: Hamilelik ilerledikçe kadının görüntüsü ve karnının şişmesi çiftlerden birinde ya da ikisininde de isteksizlik yaratabilir.

Üreme organlarının büyümesi: Hamilelikte hormonal değişikliklere bağlı olarak, kasık bölgesine doğru artmış kan akımı, bazı kadınlarda cinsel beklentiyi arttırabilir. Fakat özellikle hamileliğin son dönemlerinde, kadının cinsellikten daha az zevk almasına neden olabilir.

Memelerde dolgunluk: Bazı çiftler hamilelik boyunca dolu ve gergin göğüslerden hoşlanabilir. Fakat bir kısmında hamileliğin erken döneminde memelerin ağrılı gerginliğine bağlı olarak ilişki acı verebilir.

Vajina salgılarındaki değişiklikler: Bu salgıların miktarı artar ve kıvamı, kokusu, tadı değişir. Bu artış, birleşmeyi daha hoş hale getirebilir. Tam tersi kadının vajinasının sürekli ıslak ve kaygan olması eşinin sertleşmesini engelleyebilir.

Bebeğinize zarar vereceğinizden korkmak: Normal bir hamilelikte cinsel birleşme bu etkilerin hiçbirine yol açmayacaktır. Bebek rahimde rahat ve korumalı bir ortamdadır. Ayrıca rahim ağız kısmında oluşan sıvımsı bir tıkaç ile bebek dış ortamdan güvenle korunur. Ayrıca orgazmdan sonra rahimde kasılmalar olmasına karşın, bu kasılmaların normal bir hamilelikte tehlikesi yoktur.

Bebeğinizin “farkında” olmasından korkmak: Orgazm sonrasında rahimdeki kasılmaların sebep olduğu hafif sallantıdan bebeğinizin hoşlandığını düşünün. O, yaptığınızı ne görebilir ne de neler olduğunun farkındadır. Bebeğinizin hareketleri (birleşme sırasında yavaşlama ve sonrasında tekmeleme, kıvranma ve orgazm sonrası kalp atışlarında hızlanma) yalnızca hormonlara ve rahim hareketlerine bağlı tepkilerdir.

Karı koca arasındaki ilişkinin değişmesi: Çiftler artık yalnızca sevgili veya birbirine aşık karı koca değil, aynı zamanda anne baba oldukları düşüncesine alışmakta zorluk çekerler. Öte yandan bazı çiftler ilişkilerindeki bu yeni boyutu keşfedip, bunu da yeni bir heyecan olarak yatak odalarına taşırlar.

Cinsel ilişkinin sınırlanması gereken durumlar

Birleşme aşağıdaki durumlarda muhtemelen kısıtlanacaktır:

Herhangi bir anda beklenmeyen bir kanama olması,
Daha önceki hamileliğin ilk üç ayında düşük ya da düşük tehlikesi geçirmesi, şu anda da düşük tehlikesinin bulunması,
Daha önceki hamileliğin son 8-12 haftası içerisinde erken doğum, riskli erken doğum deneyiminin olması veya şu anda erken doğum belirtilerinin bulunması,
Plasenta Previa (anne ile bebek arasındaki bağlantıyı sağlayan dokunun normal yerleşimi yerine rahim üst kısmına yerleşmesi) olması. Bu durumda ilişki ile plasenta zamanından önce yerinden ayrılıp, kanamaya yol açarak hem anne hem de bebek sağlığını tehdit edebilir.
Birden fazla bebek bekleme durumunda son üç ay ilişki yasaklanabilir.
Daha çok zevk almanız için öneriler

İşte size cinsel ilişkinizi güzel bir şekilde sürdürebilmeniz için bir kaç tavsiye:

İlişkiniz ister sık ister seyrek olsun öbür etmenlerden etkilenmesine izin vermeyin.
Ebeveyn olma duygusunun ilişkiniz üzerinde yaratabileceği gerginliği fark edin ve bu durumun her ikinizin de hissedebileceği cinsel isteğin yoğunluğunu değiştirebileceğini bilin. Her türlü sorunu açıkça konuşun, hiçbir zaman kulak ardı etmeyin.
Olumlu düşünün: Sevişmek, bedensel olarak doğuma iyi bir şekilde hazırlanmanıza yardımcı olacaktır.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorumlar (0)

Kadınları Etkileme Sanatı

Tarih: 29 Mayıs 2008 | Yazar: admin

Kısa ve etkileyici konuşun , Kadınlar konuşarak sevinçlerini paylaşırken, erkekler daha çok hareketleri kullanır. Konuşarak sevinmek veya şükretmek onlara uymaz. Erkeklerin aşk hakkında uzun uzun konuşmayı sevmemesi, sizi ruhunuzu okşayan bu tür konulardan mahrum bırakmamalı. Sevgilinize ilgisine ne kadar muhtaç olduğunuz açık açık anlatmalısınız. Erkekler sessizlikten hoşlanır Diyelim ki çılgınlar gibi seviştiniz ve birbirinizin kollarında yatıyorsunuz. O anda, siz ona ne kadar çok bağlı olduğunuzu söylemek isterken, o gözlerini kapatıp, anın büyüleyici rahatlığının tadını çıkarmak ister. İlişkinizin büyüsünü sizin kadar hissetmediği için onu suçlamak yerine, erkeklerin duygularını kadınlardan farklı ifade ettiklerini hatırlayın. Yoğun duygular içinde olan bir kadın bunu konuşarak dışa vurmayı tercih ederken, erkekler bu tür anları kendi kendilerine yaşamayı tercih eder. Duygularını paylaşmazlar Deşarj olmak için kadınlar sorunlarını dile getirmeye çalışırken, erkekler konuyu fazla uzatmadan çözüm bulmak ister. Erkekler sorunları sistematik olarak ele alır ve adım adım çözmeye çalışır. Ağlama krizlerinden hoşlanmazlar Erkekler gerçekten dramatik olayların dışında pek ağlamazlar. Kadınlar ise neredeyse her şey için ağlarlar. Onlar için kızgınlık, sinirlilik, yorgunluk, sevinç ağlama sebebi olabilir. Bir an için kendinizi sevgilinizin yerine koymayı deneyin ve kendinize onun gözüyle bakın. Bir dakika mutlusunuz, sonraki dakika gözyaşlarınız dökülmeye başlar. Ortada gerçek bir sorun yoksa, sevgiliniz ruh halinizi anlamakta ve size destek vermekte zorlanacak ve siz bu davranışı duygusuzluk olarak algılayacaksınız. Ağlama olayında kadınlar ve erkekler arasındaki yaklaşım farklılığını sevgilinizle konuşarak halledebilirsiniz. Özür dilemeyi sevmezler Erkekler tartışmayı bitirmek için illa bir formüle ihtiyaç duymaz. Onlar hiçbir şey söylemeden de tartışmayı bitirebilir. Uzun lafın kısası, erkeklerden özür dilemelerini bekliyorsanız, çoğu zaman boşa beklersiniz. Bu durum karşısında öfkelenmeye veya onların vicdan azabı duymayan, kalpsiz biri olduklarını düşünmenize gerek yok. Erkekler için özür dilemek olayı yeniden yaşamak anlamına geldiği için yaşananları tekrar etmeden özür dilemeyi seçerler. Sonuçta durup dururken arabanızı yıkaması, birkaç özür kelimesi söylemesinden daha iyi değil mi?

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorumlar (0)

Seks renginiz hangisi

Tarih: 29 Mayıs 2008 | Yazar: admin

Favori renginiz seks hayatınızın anahtarı gibi. Hatta giydiğiniz kıyafetlerden, arabanıza kadar seçtiğiniz tüm renkler seks hayatınızı ele veriyor. Bakalım sevdiğiniz renkler seks hayatınızda ne anlama geliyor. Sarı: Seks niyetleriniz biraz kompleksli ve duruma göre adapte edilebilir demektir. Örneğin gay’lerin en favori rengi sarıdır derler.

Yeşil: Yeşil seçenler ferah ve saftırlar. Nazik olmalarına rağmen tutkulu değildirler.

Siyah: Hafif sapık bir seks anlayışına sahip, abartısız sadist ve mazoşist hareketlerden hoşlananların rengidir.

Kırmızı: Son derece kolay tahrik olmalarıyla birlikte sınır tanımayan, cömert partnerlerdir. Bir kere ışığı gördüler mi onları durdurmak saatler alır.

Beyaz: Doğallık konusunda katı kuralcıdırlar, abartılardan kaçınırlar. Fransız tarzı öpücükler müstehcen, gün ışığında seks yapmak ise tartışılmazdır.

Kahverengi: Doğru eş için bulunmaz bir hazinedirler. Sevişmek için zamana ve özele ihtiyaçları olan bu insanların hisleri çok gel-gitlidir ve söyleyeceğiniz ağır bir söz, ilişkinizi bitirebilir, dikkat!

Gri: Kararsız insanların rengidir. Hiçbir şey hakkında heyecanlanamazlar, renkler hakkında bile! Eşlerinin terk etmemesi veya hamile kalmak için sevişirler.

Mavi: Muhteşem seks partnerleridir. Günahkar, etkileyici ve partnerinin ihtiyaçlarına karşı duyarlıdırlar.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorumlar (0)

Çocuk Sahibi Bir Aile Olmaya Hazır mısınız

Tarih: 29 Mayıs 2008 | Yazar: admin

Çocuk sahibi olma kararı kimi zaman çiftleri karşı karşıya getiriyor. Anadolu Sağlık Merkezi’nden Uzman Psikolog Aslıhan Kurt, çiftlerin çocuk sahibi olma kararını birlikte alması ve bir bebeğe hazır olması konusunda fikir birliğinde olması gerektiğini belirterek merak edilenleri sizlerle paylaşıyor. Çocuk sahibi olmaya karar verme aşamasında, evlilikte uyum noktasında önemli bir faktör. Evlilikle hayat çok değişmiyor ama çocuk sahibi olunca evlilikte bir değişim olması kaçınılmaz. Anadolu Sağlık Merkezi’nden Uzman Psikolog Aslıhan Kurt değişimi güzel bir örnekle açıklıyor: “Bir çift pistte tango yaparken, sırtlarında kabarık birer sırt çantası olduğunu düşünün. Uyumlu dans etmek zorlaşacaktır. Bazı figürleri yapamayacaklar, yeni bir takım hareketler geliştirmeleri gerecek, çok akrobatik olan hareketler yerine daha dengeli hareketleri tercih edecekler, kısacası bu yeni duruma göre danslarında uyumu sağlayacak bazı değişiklikler yapmaları gerecektir. Bu değişikliklerden sonra dansları eski dansları gibi olmayacaktır, ama yeni bir tarzda yine uyumlu olacaktır. Çocuk yapma kararı verildikten sonra artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktır. Bu açıdan çiftlerin birbirini tanıyor olmasından çok, birbirlerinde meydana gelecek değişikleri algılamaya ne kadar niyetli ve becerikli oldukları, uyum için daha önemli olacaktır.”

Ortak karar alınmalı

Çocuk sahibi olma kararının alınmasında dikkat edilmesi gereken altın standartlar diye bir şey yok. Şu şu şartlar karşılandığında çocuk yapmak için en doğru zamandır diye bir şey söylemek de mümkün değil. Yine de sağlıklı bir karar için ne gerekiyorsa, çocuk yapma kararı için de aynı şeyler söylenebilir. Psikolog Aslıhan Kurt konuyla ilgili şunları söylüyor: “Bunlardan ilki, çocuk sahibi olmak çiftin hayatında önemli değişikler meydana getirecektir. Çiftin, hayatlarının iş, kariyer, ekonomik yapı, sosyal ilişkiler, iş bölüşümü vs. alanlarında meydana gelecek bu değişikliklerin farkında olmaları ve bunlarla ilgili gerçekçi bir değerlendirme yapmaları, kararlarının doğruluğunu etkileyecektir. İkincisi, bu kararın iki kişinin ortak kararı olmasıdır. Çiftlerin çocuk yapmak ile ilgili kişisel nedenleri aynı olmayacaktır. Ancak karar iki kişinin kararı olmalıdır. İkincisi, kişiler birbirlerinin çocuk yapma kararıyla ilgili nedenlerini bilmeli, birbirlerine bildirmelidirler. Üçüncüsü, çocuk yapmak istemenin gerçek nedeni, sadece bir çocuğa sahip olmak istemek olmalıdır. Bazı durumlarda çocuk yapma kararının altında, çocuğun yolunda gitmeyen ilişkiyi düzelteceği, ilişkiye bir değişiklik getireceği, ilişkiye heyecan katacağı gibi gerçekçi olmayan beklentilerin bulunduğu görülür. Bu durumda, çiftin bu gerçek nedenlerin farkında olması, bunları iyice değerlendirmesi ve mümkünse bu konularla ilgili çözüm yolları aramaları daha faydalı olacaktır. Bu sorunları çözümledikten sonra çocuk yapma kararlarını tekrar değerlendirebilir. En azından ikincil nedenleri bilerek, ve bunlara rağmen çocuk yapma kararı aldıklarının farkında olmalarında yarar vardır. Dördüncüsü, eşlerden birinin bu kararla ilgili tereddüdü veya şüpheleri varsa, bu karar iyice konuşulup tartışılmalıdır. Eğer bir çözüme ulaşılamıyorsa, çiftin birlikte bu kararlarını bir profesyonel (psikolog, aile danışmanı, psikiyatrist vs.) ile değerlendirmesinde fayda vardır. Bütün bunlara rağmen, şunu unutmamak gerekir ki bu kararın doğruluğu ya da yanlışlığından çok, bu kararı vermede kişilerin dayandıkları kişisel nedenlerin iki kişi tarafından da farkında olunması önemlidir. Çünkü ileride çiftin yaşantısında meydana gelecek kaçınılmaz değişiklikle ne kadar etkili bir şekilde başa çıkacakları, bu farkındalıklarının derecesine bağlıdır.”

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorumlar (0)

Web Stats