Arsiv | Mayıs, 2008

KANDİL POSTACISI YAKALANDI

Tarih: 31 Mayıs 2008 | Yazar: admin

Van’da PKK üyelerine, ailelerinin ve yakınlarının mektuplarını götürmek istediği iddiasıyla gözaltına alınan 3 kişiden 2’si tutuklandı.

Van’da terör örgütü PKK üyelerine, ailelerinin ve yakınlarının mektuplarını götürmek istediği iddiasıyla gözaltına alınan 3 kişiden 2’si tutuklandı.

Van Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi ekipleri, Yüzüncü Yıl Üniversitesi öğrencisi M.Y’nin, terör örgütü PKK’nın dağ kadrosunda bulunan üyelerine, aileleri ve yakınları tarafından yazılan mektupları ulaştıracağı bilgisine ulaştı.

Olayla ilgili çalışma başlatan ekipler, Van’dan Özalp ilçesine giden bir yolcu minibüsünü Özalp kavşağında durdurdu.

Minibüste bulunan M.Y, S.Ç. ve S.D. gözaltına alınırken teröristlerde yazılmış mektuplara da el konuldu.

Emniyet Müdürlüğündeki işlemlerinin ardından Adliye’ye sevk edilen 3 kişiden M.Y. ve S.Ç, çıkarıldıkları mahkemece tutuklandı. S.D. serbest bırakıldı.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorumlar (0)

Balık yiyienler dikkat!!

Tarih: 31 Mayıs 2008 | Yazar: admin

Eğer siz de sofranızdan balığı eksik etmiyorsanız bu uyarıyı dikkate alın…

Balık yiyenler dikkat!!

Türkiye’de su ürünlerinden kaynaklanan zehirlenmelerin, balıkların vakum paketleme sistemiyle satışa sunulmasının yaygınlaşmasıyla daha da artacağı öne sürüldü.

Karadeniz Teknik Üniversitesi (KTÜ) Sürmene Deniz Bilimleri Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sevim Köse, AA muhabirine yaptığı açıklamada, balık ve diğer su ürünlerinin içerdiği protein, yağ ve vitaminlerin niteliği bakımından insan beslenmesinde önemli bir besin kaynağı olduğunu söyledi.

Balık tüketiminin kalp damar hastalıklarında yararlı etkisi olduğunu dile getiren Köse, ”balıkların insan sağlığı açısından önemi, özellikle içerdikleri yağdan kaynaklanmaktadır. Balık yağındaki Omega 3 yağ asitleri insan sağlığı açısından yararlı etkiyi yapan maddelerdir. İçeriğinde bulunan Omega 3 yağ asidi, iyi kolesterolü yükseltir ve yüksek tansiyonu düşürür, kalp damar hastalıkları riskini azaltır. Aynı zamanda kanser riskini azaltır, yaşa bağlı hastalıkları önler, büyüme ve gelişmeyi olumlu etkiler” dedi.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorumlar (0)

Günde 6 gramdan fazla tuz tüketmeyin

Tarih: 31 Mayıs 2008 | Yazar: admin

Türkiye’de aşırı tuz tüketiminin hipertansiyon ve böbrek hastalığını tetiklediğini belirterek, Günlük tuz tüketimi 6 gramı geçmemeli. Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Nefroloji Bilim Dalı öğretim üyesi, Hipertansiyon ve Ulusal Böbrek Vakfı Kurucu Başkanı Prof. Dr. Yahya Sağlıker, Türkiye’de aşırı tuz tüketiminin hipertansiyon ve böbrek hastalığını tetiklediğini belirterek, Günlük tuz tüketimi 6 gramı geçmemeli dedi. Dünya Böbrek Haftası kapsamında Hipertansiyon Derneği ve Ulusal Böbrek Vakfı’nca Seyhan Baraj Gölü’nde düzenlenen ‘Bahar Yürüyüşü etkinliğine katılan Prof. Dr. Sağlıker, Türkiye’de 17.5 milyon kişinin hipertansiyon, 5 milyon 600 bin kişinin de şu anda böbrek hastası olduğunu belirtti. Özellikle tuzlu gıdalardan uzak durmak gerektiğini söyleyen Prof. Dr. Sağlıker, Ülkemizde bir insan ortalama 10- 12 gram arasında tuz tüketiyor. Adana’da ise özellikle kebap ve şalgam sayesinde bu oran 18- 20 gramı buluyor. Mutlaka bu yiyecekleri azaltmak gerekiyor. Bir insan günde 6 gramdan fazla tuz tüketmemeli. Eğer fazla tüketirse böbrek hastalığına davetiye çıkarır. Piyasada sodyumu azaltılmış tuzları ise kişiye böbrek, şeker ve hipertansiyon hastalığı yoksa önerebiliriz. Ancak potasyum seviyesini bilmek gerekiyor. Potasyomun kendisi öldürücü bir madde çünkü diye konuştu. Prof. Dr. Sağlıker, insanların böbrek hastası olmadan 6 ayda bir kan basınçlarını, kolestrolünü ve tansiyonlarının ölçümlerinin yapılmasını önerdi.Türkiye’de hipertansiyon hastalığı nedeniyle nüfusun üçte birinin potansiyel böbrek hastası olmaya aday olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Sağlıker, Hemodiyalize bağlı yaşamanın maliyeti yaklaşık yılda 30 bin YTL. Eğer önlem alınmazsa, böbrek hastalarının maliyetini ABD ekonomisi bile karşılayamaz. Bu, durum işsizlik oranından, doların artmasından da daha önemli diye konuştu. Etkinliğe katılanların kan ve hipertansiyonları ücretsiz olarak ölçüldükten sonra böbrek ve hipertansiyon hastalarıyla birlikte yürüyüş yapıldı. Yürüyüşün ardından, müzik eşliğinde hasta ve yakınları pistte gönüllerince eğlendi.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorumlar (0)

Etiketler:

İyi bir seks hayatı

Tarih: 31 Mayıs 2008 | Yazar: admin

Fiziksel ihtiyacın, dışında önemli bir psikolojik unsur olarak da görülen seksin, hayatımızdaki olumlu ya da olumsuz etkilerini artık hepimiz biliyoruz. Bu konuda yapılan araştırmalar, iyi bir hayatı olan kişilerin, mutlu ve huzurlu olduğunu ortaya çıkarıyor. Özellikle cinsel yaşamında mutlu olamayan kişilerin, hayattan zevk almakta da güçlük çektikleri belirtilmiş. Hayatımızda büyük bir yer tutan seksin, ne derecede önemli olduğu tartışılırken, uzun süreli ilişkilerde karşılaşılan sorunların çiftleri seksten soğuttuğunun ve yeni arayışlara ittiğinin altını çiziyor.
Her konuda olduğu gibi bu konuda da iki farklı görüş söz konusu… Seksin çok önemli olduğunu iddia edenlerin görüşleriyle, önemli olmadığını savunanların görüşlerini araştırdık. İşte sonuçlar…

önemli çünkü…

, ilişkinizdeki sorunlarınızın en basit nedeni. Hayata bakış açınızı değiştirme gücüne bile sahip olan , mutluluğunuzun ya da asabiyetin de kaynağı aynı zamanda…
“En son ne zaman yaptığımı hatırlamıyorum. Hayatta seksten başka zevkler de var” diyebilirsiniz. Evet, gerçekten de hayatta zevk alabileceğiniz başka şeyler de var. Özellikle sıradan bir ilişkiniz varsa, “başka şeyleri” seksten daha önemli görebilirsiniz. İyi birer arkadaş olabilir ve iki arkadaşın yaptıklarını yaparak mutlu olabilirsiniz. Ancak gerçek cinsel birlikteliğiniz yoksa, “sevgili” olduğunuzu iddia edemezsiniz.
Bir düşünün…. Her gece aynı yatağı paylaştığınız eşinizle yapmıyorsunuz. Ya da yapma sıklığınız yok denecek kadar az. Bu durum, eşinizin ya da sevgilinizin cinsel anlamda, sizi isteyip istemediği şüphesini uyandıracaktır doğal olarak. Sonuç olarak, sıradan, mutsuz, özgüveni sarsılmış bir ruh haline sahip olacaksınız.
Gelelim seksi önemli kılan diğer tezlere… Seksi, sadece çocuk sahibi olmak için geçilen sıradan bir yol olarak görmemek gerekiyor. Çünkü mükemmel bir hayatı olan çiftler, aynı zamanda birbirlerini çok iyi tanıyan çiftlerdir. Yatakta birbirlerini “yakinen” tanıma fırsatı bulan partnerler, ünlük hayattaki sorunlarının üstesinden gelme konusunda daha pratiktirler.
Eğer seksi yok sayarak yaşamaya devam edersiniz, ilişkinizde “zorlanmalar” olduğunun farkına varacaksınız. Bu sorunu görmezden gelip, bu şekilde ilişkinize devam ederseniz de yapacağınız tek şey, “Hayattan zevk alacak başka şeyler de var” demek olacaktır.
Aslında bu telkin, yavaş yavaş birlikte yaşayan iki arkadaşa dönüştüğünüzü, artık bir sevgli hayatı yaşamadığınızın en önemli göstergesi. Çünkü , iletişimin en genel yoludur! Seksin olmadığı bir hayat, sizi bir süre sonra bunalıma sürükleyebilir.
Uzun süreli bir ilişkide hep aynı kişiyle birlikte olmak, sizi sıkmış olabilir. Eğer gerçek sebep buysa, ayrılıp yeni biriyle gizli kalmış tutkularınızı ortaya çıkartmak isteyebilirsiniz.

Önemli değil çünkü…

Herkes hakkında yalan yanlış bir şeyler konuşuyor. Peki gerçekten bu kadar önemli mi? Hayır! Yeni biriyle birlikte olmak, heyecan dolu olduğu kadar, sizin sekste ne kadar iyi olduğunuzun bir kanıtı da olabilir. Ama uzun süreli bir ilişkide her defasında daha iyi olmak zorundasınız. Ancak repertuarınız aynı olduğu sürece yeni parçalar çalamazsınız. “ iyidir, daha çok ise daha iyidir” türü bir mantık bir süre sonra monoton ve sıkıcı bir hayata dönüşecek ve seksten zevk almamaya başlamanıza yol açacaktır.
Uzun süreli bir ilişkide , yıllar önce aldığınız bir elbiseyi her gün giymek zorunda kalmaya benzer! Elbise aynıdır, giyme şekliniz aynıdır. Yeni olan, heyecan verici olan hiçbir şey yoktur. Eğer iyi bir seksin hayatınızda olmasını istiyorsanız, iki tercihiniz var: Ya yeni bir ilişkiye başlarsınız, ya da daha az ama daha iyi yapmayı tercih edersiniz. Birçok çift ikinci yöntemi uyguladıklarını ve faydasını gördüklerini anlatıyor. Sürekli ve monoton olmayan, zorunluluk ve alışkanlık haline gelmeyen , sizi heyecanlandırmaya devam edecektir.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorumlar (0)

Ortamına göre etkile

Tarih: 31 Mayıs 2008 | Yazar: admin

Sinema: İlk buluşma için pek uygun sayılmaz. Ne de olsa film başlar başlamaz ağzınızı kapamak zorunda kalırsınız. Ancak uzun süre yan yana oturacağınızdan, olumlu elektrik alıp almadığını anlaman için iyi bir fırsat olabilir. Bu arada filmin türüne göre birbirinize dokunma şansını da elde edebilirsiniz. Eğer bu bir korku filmiyse, ona sarılmanı hiç de ters karşılamayacak aksine hoşuna gidecektir. Ama sakın durumu abartayım deme!

Nelere dikkat etmelisin?
Filmden hoşlanmasan bile bunu belli etmemen yerinde olur..

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorumlar (0)

Etiketler:

Yatakta Nasılsınız

Tarih: 31 Mayıs 2008 | Yazar: admin

Her seferinde aynı ritüelleri uygulayıp aynı sonuçlara varmaktan sıkıldıysanız bu rutinden kurtulmanız için birkaç seçenek sunuyoruz. Sizin tarzınız hangisi? Tatmak, koklamak, dokunmak Cinselliği bütün duyularınızla yaşamak istiyorsunuz. Birbirinizin vücudunu, arzularını keşfetmek… Birazcık merak ve zaman ayırarak uzun zamandır tanıdığınız bir erkekle bile yeni heyecanlar hissedebilirsiniz.

İstediğinizi almanın yolları

Havaya sokmak için: Gün içinde ufak tefek adımlarla onu istediğiniz kıvama getirebilirsiniz. Bunun için, başka şeyler peşinde koşmanız gerekmeyen hafta sonlarını tercih etmelisiniz. Sabah birlikte duş almak, saunaya gitmek, omuzlarına masaj yapmak yumuşak için güzel birer hazırlık.

İpek ve saten: Baş başa kalmadan önce uygun müzik ve mumlar sayesinde rahat ve çekici bir ortam yaratın. Saten ya da ipekten yapılmış gecelikler giyin, bırakın bu çekici kumaşları sizin üstünüzden o çıkarsın. Bu kumaşların verdiği hissi hem siz hem de o çok seveceksiniz.

Adım adım erotizm: Erotizmin havada hissedilmesini sağlayın. O konuşurken siz kendinizi okşayın. Bakışlarını istediğiniz vücut bölgelerine doğru yönlendirin.

Isınma programları: Zevki yaşamak istediğiniz tarafa doğru yönlendirin. Köpüklü bir banyo mu? Su küvete dolarken, siz ipek kimononuzla ortalıkta dolaşıp etrafa tütsüler yardımıyla aromatik kokular yayılmasıyla ilgilenin. Odanın içinde ihtiyacınız olan her şeyin hazır bulunmasını sağlayın. Kumaşlar, kayganlaştırıcı jeller, losyonlar, masaj yağları, tüyler…

Değişiklik: Bilinmeyen yüzlerinizi göstererek sizi yeniden keşfetmesini sağlayın. Daha önce yapmadığınız ufacık bir şey: Hep gözleriniz kapalı mı öpüşürsünüz, açık tutun ya da normalde yüksek sesli mi sevişirsiniz, sessiz olun. Sonra da bunu nasıl bulduğunu sorun: Hoşuna gitmiş mi? Böyle mi devam etmelisiniz? Sonuç: Duyularınız bu ufacık değişiklikle tam uyanıklığa geçecek.

Yönetmen asistanlığı: Kendinize yakın arkadaşlarınız arasından bir yardımcı seçin. Sevgilinize romantik bir sürpriz hazırlamak istediğinizi söyleyin ve bir film seti yaratırmış gibi organize olun. Siz yokken, evinizde atmosfer yaratma işiyle ilgilensin: Banyoyu suyla doldursun, mumları yaksın, dans edebilecek bir alan için eşyaları kenara çeksin. Ayrıntılardan bahsetmeseniz de olur.

Vahşi : Alışılmışın dışında bir şeyler yapmak istiyorsunuz, çok da yumuşak olmasın, biraz güç gösterisi olsun istiyor canınız: Isırmalı öpücükler, sert dokunuşlar istiyorsunuz

İstediğinizi almanın yolları

Havaya sokmak için: Ufak bir çekişme uyarıcı olabilir. Tuttuğu takım yenilmiş ya da bir tanıdığınız, sevgilinizin burnunun büyük olduğunu düşünüyor… Bu konulardan bir miktar bahsettikten sonra gülmeye ve onu öpmeye başlayın. Öfkenin yarattığı adrenalin ve gülme hormonu endorfinin birleşimi sert için mükemmel karışımdır.

Kıskançlık: Kıskançlık, tutku çorbasının tuzu gibidir. Alışverişte, barda ya da restoranda dozunu fazla kaçırmamak şartıyla başka bir adamla flört edin. Arkadaşlarından biri hakkında olumlu bir görüş belirtin. Sonrasında ona dokunarak “Bir şeyin mi var?” diye sorun. Rekabet hissi testosteron akışını hızlandıracak.

Bir yarışma sahneye koyun: Bilek güreşinde kazanacağınızı iddia edin ya da 30 saniyede sizi soyamayacağını… Yarışma hissi erkeklerde en yüksek performansın ortaya konmasını sağlar.

Yakın dövüş: Alt dudağı emmek, enseyi ısırmak gibi ayrıntılar, “Bugün mayışmak yok” mesajının iletilmesi için en iyi sinyallerdir. Göğüs ucunu sıkıştırmak, üst kolunu sıkmak, poposuna bir şaplak atmak da sert isteğinizi açığa çıkartır. Sonunda kendinizi halının üstünde, nefes nefese ve terlemiş şekilde bulabilirsiniz.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorumlar (0)

Etiketler:

Eyvah, çocuğum yemek yemiyor!

Tarih: 31 Mayıs 2008 | Yazar: admin

İştahsızlık, çocuğun besini almamak istememesiyle ortaya çıkan bir durumdur. Anemi, barsak parazitleri, hastalıklar çocukta iştah kaybına neden olabilir. Çocukların birçoğu yemeğe karşı iştahsızken, birçoğu da yemeyi reddeder ya da seçici davranır. Bu durum, özellikle 2 yaş civarında sık rastlanan olumsuz yeme davranışlarıdır. Çoğu durumda çocuk iyi besleniyor, ancak ailenin beklentisi doğrultusunda yemiyordur.

Çocuk ve beslenme
Çocuklarda gerek iştahsızlık, gerekse besini reddetme ya da seçici davranma gibi yeme sorunları, büyük ölçüde psikolojik nedenlerle ortaya çıkar. Çünkü beslenme, çocuk ve ailesi arasındaki duygu alışverişini belirtmenin en iyi yoludur. Çocuk tarafından yiyeceğin reddedilmesi, anne-babaya karşı kullanılan güçlü bir silahtır. Aile ve çocuk arasında yaşanan olumsuz yeme davranışının devam etmesi, duygu durum bozukluğuna kadar varan sorunlara neden olur. saatlerinde kâbuslar yaşanır, çocuk ve aile deyim yerindeyse savaşır. Genellikle de savaşı çocuklar kazanır.

Yeme sorunu olan çocuklar, hassasiyetle izlenmelidir. Ağırlık ve boy persentilleri varsa öncelikle karşılaştırılmalı ve ölçümlerini 3. persentilin altına düşmesi halinde çocuklar, büyüme-gelişme geriliği açısından incelenmelidir.

Geçici olarak bir yiyeceğe düşkünlük veya reddetme okul öncesi dönemde görülen yaygın bir sorundur. Normal gelişimin bir parçası olarak kabul edilen bu durum, çocuğun bağımsızlığının bir ifadesidir. Reddetme durumunda, ailelere çocuğu konusunda zorlamanın doğru olmadığı, bunun sorunu kötüleştireceği, ancak reddedilen besinin bir süre sonra tekrar denenmesi gerektiği belirtilir.

Beslenme davranışını değiştirmek imkânsız değil
Öncelikle çocuğun gerçek yediklerinin tespit edilmesi gerekir. Bunun için, çocuğunuzun 3 günlük ayrıntılı beslenme günlüğünü yazmaya başlamak gerekir. Süt, suyu, su, kola, çay gibi içecekleri çocuğunuz ne kadar tüketiyor, bunları kaydederek tespit edin. Pek çok çocuk içmeyi, yemeğe tercih eder ve kolayca doygunluk hissi duyar. Çocuğunuzun yemekten 1 saat önce ve sırasında sıvı alımını sınırlandırın. Çocuk halen biberon ile içiyorsa, biberon bardakla değiştirilmeğe çalışılır. Böylece çocuğun sıvı alımı kendiliğinden azalır. Sütü fazla miktarda tüketen çocuklarda iştahsızlık dışında anemi ve kabızlık gibi sorunlar da görülebilir. Günde 2 su bardağı süt yeterli olacaktır.

Birçok anne-baba çocuklarının ağırlık kazancı ve besin gereksinimleri konusunda gerçekçi olmayan beklentiler içindedir. Çocuklar doğumdan 1 yaşına kadarki süre içinde 6 kg, 2. 3. ve 4. yıllarda ise ortalama 2 kg/yıl şeklinde kilo almalıdır. Bu nedenle hızlı gelişmeyi izleyen bebeklik döneminden sonra, kilo alımlarının fazla değişmeyeceğini unutmamak gerekir.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorumlar (0)

Ya başkasına aşıksa

Tarih: 31 Mayıs 2008 | Yazar: admin

Her gün karşılaşıp sohbet ettiğiniz o yakışıklı adam birden değişmeye başladı. Artık eskisi gibi değil, her zaman seçenekleri olmasını seven adam artık sadece bir kadından bahsediyor. Siz de bu yeni kadın onun hayatının kadını mı, yoksa hala bir şansınız var mı merak ediyorsunuz. İşte size bunu anlamak için on ipucu. Eğer aşağıdaki on davranıştan hepsini yapıyorsa, belki de artık ondan ümidi kesip yeni ufuklara yelken açmanın zamanı gelmiştir.

1. Geleceği hakkında daha fazla kafa yoruyor: Eğer ilerideki kariyer planlarından ve aile kurmaktan söz ediyorsa, uygun olacağını düşündüğü birini bulmuş olabilir.

2. Öncelikleri değişmeye başladı: Eskiden denk gelirse yemeğe çıkmayı teklif ederdi, fakat şimdi onun boş olduğu bir dakikayı bile kaçırmak istemiyor.

3. Uzlaşmacı davranıyor: Oldukça inatçı ve ödün vermekten uzak olan bu adam şimdi onun için prensiplerinden bile vazgeçebilecek durumda.

4. Onunla zaman geçirmekten hoşlanıyor: En büyük hobisi evde oturup maç seyretmekken, birden bire sinemaya, tiyatroya ve ya konserlere ilgisi başladıysa; birlikte zaman geçirmekten hoşlandığı birini bulmuş olabilir.

5. Diğer kadınları artık fark etmiyor: Önceleri size iltifat ederdi, yanından geçen güzel kadınları hemen fark ederdi, fakat şu sıralar kafasını kaldırıp bakmıyor bile.

6.Yanında sürekli gülümsüyor: Yolda yürürken karşıdan o ve şu anda birlikte olduğu kadın el ele geliyor. Sizinse ilk fark ettiğiniz yüzündeki o mutlu gülümseme.

7. Garip hareketlerini bile çekici buluyor: Mesela yanında gerekli olursa diye sürekli pasaportunu taşıyor, ya da yerken sürekli gözlerini kırpıştırıyor. Ama adamımız bunu bile çekici buluyor.

8. Onu önemsiyor: Yanında olmadığı her dakika ne yaptığını düşünüyor ve saat başı arıyorsa ateş bacayı sarmış demektir.

9. Onu düşünmeden duramıyor: Herhangi bir iş yaparken birden gözleri dalıyor ve gülümsemeye başlıyorsa, ya da daha kötüsü yolda yürürken gördüğü bir kolyeyi ona almak istiyorsa, vazgeçmeye hazır olmalısınız.

10. Eski sevgilisini unuttu: Oysa ayrıldıklarında ne kadar da sevinmiştiniz, o artık sizin olacaktı. Fakat şimdi başka bir kadın ona eski sevgilisini unutturdu.

Çeviri ve Derleme: Dilayda Pala

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorumlar (0)

Etiketler:

Seks için 237 neden

Tarih: 31 Mayıs 2008 | Yazar: admin

Teksas Üniversitesi psikologlarının yaptığı araştırma, Cinsel Davranış Arşivleri Dergisi’nde (ASB) bu hafta yayınlandı. Araştırmanın en dikkat çekici sonucu, erkeklerin genelde “fiziksel”, kadınların ise “duygusal” nedenlerle sevişmesi oldu. Buna göre kadınlar, bir erkekle ilk sevişmelerinin ardından genelde “Aşık olduğumu fark ettim” derken; erkekler aynı durumda “Skoru artırmak istedim” diyorlar.

Bazı insanlar Tanrı’ya yakın olmak için sevişiyor, bazıları terfi yahut intikam almak için.

Baş ağrısından kurtulmak, kalori yakmak, uyumaya yardımcı olmak veya günün stresini atmak gibi “tıbbi” nedenler de var. Kış aylarında ısınmak için sevişenler de var.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorumlar (0)

Etiketler: ,

En besleyici 5 sebze ve meyve

Tarih: 31 Mayıs 2008 | Yazar: admin

Doktorlara göre deli gibi ve yememiz lazım. Biz size en yararlılarını söyleyelim de, işiniz kolaylaşsın! Doktorlar, gazeteler, televizyonlar, sürekli taze besinlerle beslenin, , yiyin diye kulağımızın dibinde davul çalıyorlar. Eh biz de anlaksız, anlayışsız değiliz, Amerikalıların peşinden ”Hurra!” diyerek, sağlıklı hayata doğru yelken açıyor, taze ve sebzelerden sebepleniyoruz. Yiyoruz, yiyoruz da, bu yediklerimizin hangisi gerçekten bizi tıka basa vitamin ve mineralle dolduran ve küçük atom karıncalar olmamızı sağlayan besinler acaba? Aşağıdaki en yararlı ve meyveler listesi, içerdikleri lif, beta-karoten, fitokemikal (bitkilerde bulunan ve hastalıklarla savaşan doğal kimyasallar), vitamin ve minerallere göre hazırlanmıştır. En yararlı 5 : Karpuz: Tam bir C vitamini deposudur. Ayrıca karotenoid (beta-karotenin de üyesi olduğu, bitki ve hayvanlarda bulunan yeşil ve sarı pigmentler ki hastalıklara karşı etkili oldukları biliniyor.) ve yüksek miktarda lif içeren karpuzun kalorisi de düşüktür. Papaya: Bizim pek tanımadığımız tropikal bir olan papaya da yüksek miktarda C vitamini, karotenoid, lif ve potasyum içerir. Portakal: C vitamini ve folat içerir. Aynı zamanda, sadece suyunu içmek yerine, meyveyi de yerseniz, içinde bulunan liften de faydalanmış olursunuz.

Greyfurt: Gene bolca C vitamini, karotenoid, kolesterol düşüren cinsten lif, pektin (bazı ham meyvalarda bulunan jelatinli bir madde) ve pek çok fitokemikal vardır.

Kayısı: Zengin bir beta-karoten kaynağıdır. Bol miktarda potasyum, lif ve bir miktar da C vitamini içerir. Kuru kayısıda C vitamini bulunmaz, ancak iyi bir demir kaynağıdır.

En yararlı 5 :
Ispanak: İçinde sanıldığından daha az demir olduğu için işe yaramaz olduğunu zannediyorsanız, yanılıyorsunuz. Ispanak, zengin bir beta-karoten kaynağıdır. Aynı zamanda, C vitamini, folat, demir, potasyum ve kalsiyum içerir.

Tatlı patates: Bolca potasyum içerir. Ayrıca C vitamini, beta-karoten ve lif de içerikleri arasındadır.

Lahana: Beta-karoten, C vitamini, folat, kalsiyum ve lif içerir.

Havuç: Bol miktarda beta-karoten ve lif içerir.

Kırmızı dolmalık biber: Tam bir C vitamini kaynağı olan tatlı kırmızı biberde aynı zamanda beta-karoten ve lif de vardır

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorumlar (0)

Yükleniyor...
yukleniyor...
Üye Girişi
User :
Parola :
    : Remember me |

Üye Ol | Şifremi Unuttum ?
Üye Ol
User :
E-posta :
   

A password will be mailed to you.
Giriş Yap | Şifremi Unuttum ?
Şifre Hatırlat
User :
Parola :
   

A confirmation mail will be sent to your e-mail address.
Giriş Yap | Üye Ol
Web Stats Google Alexa Sitemap